|
|
|
| Ömer Süreyya Ersen ile Mülâkat |
Mehmet Nuri Yardım
Ömer Süreyya Ersen, babası Cavit Ersen’i Mehmet Nuri Yardım’a Anlatıyor
Romancı yazar Cavit Ersen’i 1980’li yıllardan önceki o toz duman içinde yaşayanlar iyi tanır, bilirdi. Sürükleyici üslûbu, cesur tavrı ve milliyetçi duruşuyla gönüllerde taht kuran bir kalem ustası, fikir adamı ve gönül insanıydı. Türkiye’nin en çok okunan ve sevilen yazarlarındandı. Zindanlar seri romanları Türkiye’de baskı üstüne baskı yapıyordu. 12 Eylül Askeri Darbesi oldu. Ve Cavit Ersen gibi efsane yazarlar bir anda unutuluverdi. Yaşadığı 2000’li yıllarda uzun araştırmalardan sonra kendisine ulaşabilmiş ve uzun bir mülâkat yapmıştım. Vefatından sonra ise çocuklarından Ömer Süreyya Ersen ile tanışmış bulunuyorum. Babasına lâyık bir hayırlı evlat olarak gördüğüm Ömer Süreyya Ersen Beyefendi ile yaptığım bu konuşmanın Cavit Ersen araştırıcılarına ve Türk edebiyatı tarihine katkı sağlayacağına inanıyorum. Bu vesile ile yüreği, aklı ve ruhuyla bu güzel ülkenin ve bu topraklarda yaşayan insanlarımızın karasevdâlısı olan Cavit Ersen’i rahmet ve saygıyla anıyor, sizi sorularım ve Ömer Süreyya Ersen’in cevaplarıyla baş başa bırakıyorum.
MEHMET NURİ YARDIM: Sayın Ömer Süreyya Ersen, sizi değerli yazar merhum Cavit Ersen’in oğlu olarak tanıdık. Öncelikle lütfen bize kendinizi tanıtır mısınız? Kendinizle birlikte Ersen Ailesinin diğer fertlerini de tanımak istiyoruz. Bu mümkün mü acaba?
ÖMER SÜREYYA ERSEN: Teşekkür ederim. Gazeteciliğe lise yıllarımın sonlarına doğru olağanüstü ilgi duyuyordum. Bunun nedeni, 10’lu yaşlarımda babamın çalıştığı Yeni İstanbul gazetesine sık sık uğramamdı. Mürekkep kokusunu çok sevmiştim... Bu kokunun bende tiryakilik yapacağını hissetmiştim. Daha sonraki yıllarda Babıali’de Sabah gazetesinde başlayan gazetecilik yılları daha sonra Türkiye’nin bir çok gazetesinde devam etti. Bir kaç dönem Türkiye Gazeteciler Sendikası’nda profesyonel yönetici olarak görev aldım. Bu benim için çok önemli bir dönemdir. Gazeteciler Cemiyeti’nde
emekli gazeteciler ile çok sık görüşme imkanım oluyordu. Şu veya bu nedenle emekli olmuş gazeteciler ile işsiz kalmış gazeteciler, Gazeteciler Sendikası’na uğruyor,yasal haklarını araştırıyordu. Özellikle 1980’lerin başlarında bu sorunlar ciddi boyutlarda idi. Bu sorunlar çözülebilir ise çözülüyordu. Bu sorunların hala devam ettiğini Babıali ‘ deki Gazeteciler Sendikası ile Gazeteciler Cemiyeti’nin 1980 lerden farklı bir görüntü içersinde olmadığını biliyorum. 3 çocuğum üniversite eğitimlerini bitirdi. Büyük ve küçük oğlum yurt dışında
kızım ise Türkiye’de… Ben gazetecilikten sonra uzunca bir süre inşaat sektöründe iş hayatına atıldım ve şu an kendimi emekli gibi hissetmeye çalışıyorum.
YARDIM: Rahmetli babanız Cavit Ersen’le ilgili düşüncelerinizi öğrenmek istiyoruz. Öncelikle bir “baba” olarak Cavit Ersen nasıl bir insandı? Ailenizdeki diyalog nasıldı?
ERSEN: Babam çok iyi bir insan ve çocuklarına hedef gösteren bir baba idi. Ben, sadece benimle ilgili koyduğu hedeflerini değerlendirebilirim. Çocuklarınızın geleceğini katı nasihatlarla sağlayamazsınız. “Oğlum” derdi. “Ne yapmak istiyorsun gelecekte. Gazeteci mi olmak istiyorsun? Düşün ve plan yap, hatta hayalini bile kur. Bunu yaptığın zaman zaten %5O’sini başarmış olursun...” İnisiyatifi sever ve yakınlarının inisiyatifli davranmasını çok isterdi. Beni en çok etkileyen davranışı, ilkokul yaşlarında ve savaş yıllarında Adana Valisi’ne çıkıp mahalle için ekmeklik un istemesiydi.
YARDIM: Babanızı bir yazar ve sanatkâr olarak nasıl değerlendirirsiniz. Nasıl çalışırdı, ne zaman yazardı?
ERSEN: Yazdığı zamanlarda yanyana değildik. Romanlarını ürettiği zaman çok heyecanlı olurdu. Hatta, bir iki kitabının kapağı için benimle de görüşmüş ve yardım almıştı. Çok eskilerde yazdığı şiirleri bana ezberletir ve daha sonra yüksek sesle okuturdu. Dinlerken heyecanlanır ve duygularını çevresine yansıtırdı. Gece saat 10’larda Seyhan nehrinin kıyılarını babamın şiirleri ile inlettiğimi hatırlıyorum.
YARDIM: Cavit Ersen’in basın, fikir ve edebiyat dünyasından çok değerli dostları olduğunu biliyoruz. Bize o çevreyi anlatır mısınız? Kimlerle görüşürdü, dostları kimlerdi? Onlarla bazen bir araya gelir miydi?
ERSEN: Sayısız insanlar ile bir araya gelirdi. Zaman zaman ben de bu eski dostlarla görüşmesine tanık olurdum. Kimseyi kırmak istemem unuttuklarım olabilir. Kimileri rahmetli oldu. Hepsini saygı ile anıyorum. Bu dostlarla heyecanla konuşmaları ve babamın ses tonu kulaklarımda. Özellikle Kızıl Zindanlar’ı yazarken çok çok yaşlı bir beyefendi ile görüştüğünü ve daktilosu ile anlatılanları not aldığını biliyorum. Güneş Matbaacılıktaki odası çok küçüktü. Sayısız misafiri olurdu. Notlar alırdı.
YARDIM: Cavit Ersen 1980’lerden önce Türkiye’de özellikle milliyetçi camianın öncülerinden, önderlerinden ve aydınlarındandı. Kaleme aldığı Kızıl Zindanlar, Kara Zindanlar ve Zindanlar isimli romanları çok fazla satılır ve okunurdu. O dönemle alakalı düşüncelerinizi alabilir miyiz? Bu ilginin temelinde ne vardı? Babanız Türk toplumunun hangi ihtiyacına cevap vermişti ki bu kadar çok seviliyor ve okunuyordu?
ERSEN: 1960’lar bütün dünyayı saran soğuk savaş yılları idi. Sovyet yayılmacılığı 1980’lere doğru ciddi tehlike oluşturdu ve 1980 sonrası yıllarda da yavaşladı. Tabiî ki bu ilginin temelinde anti-sovyet düşünceler vardı. Türkiye’de, Sovyetler Birliğinin yayılmacılığı güneye doğru Afganistan üzerinden Basra körfezine sarkmak istemesi dillendirilmeye başlamıştı.
YARDIM: 1980’li yıllardan sonra Cavit Beyin âdeta unutulduğunu ve çevresi tarafından ihmal edildiğini düşünüyorum. Bir gazeteci olarak uzun zaman izini bulmaya ve onunla görüşmeye çalıştım. Nihayet yayıncısı Sinan Beyle birlikte ulaşabildim ve görüştüm, bir röportaj yaptım. Sonra irtibatımız vefat edene kadar devam etti. Türk Edebiyatı Vakfı’nda hakkında önemli bir toplantı yapıldı. Uzun süren bu ihmalin sebepleri sizce nelerdir? Toplum olarak biz sanatkârlarımıza yazarlarımıza gerçekten sahip çıkabiliyor muyuz?
ERSEN: 1980 sonrası, bir değerler dengesi alt-üst oluşu idi. Unutulanlar arasında kimler yok ki... Tabi raflarda kitapları olması gereken tanınmış bir yazar için üzücü bir durum. Tek irtibat, yayıncı Sinan bey idi. Bir de Babıali de devamlı bulunduğum için ben de irtibatı sağlayabilirdim. Ama, 1980-83 arası Babıali dahil herkesin bir sendrom içinde olduğunu düşünüyorum.
YARDIM: Yaşayışı gibi vefatı da “sessiz” oldu. Bir çok dostu ve okuru aylar sonra vefat haberini alabildi. Bize vefatı ve vefatından sonraki gelişmeler hakkında bilgi verir misiniz? Cenazede kimler vardı? Daha sonra duyup size ulaşan ve başsağlığı dileyenler oldu mu? Bu konuda bizi aydınlatır mısınız?
ERSEN: Babamın son bir ayında bulunamadım. Böyle durumlarda biz kardeşler birbirimize başvururuz. Ben, yoğun hastane günlerimde, benim büyüğüm kardeşime rica ettim. Fakat bana haber, kaldığı Gazeteciler Cemiyeti’nin huzurevinde geldi. Ertesi gün babamızı toprağa vermek üzere Darıca’ya hastaneye gittik... O gün Gazeteciler Cemiyeti’ne telefon ettim. İlan, Milliyet gazetesinde ertesi gün yayınlandı. Beni kimse aramadı, kimseden başsağlığı telefonu almadım...
YARDIM: Çok şiddetli yağmurların yağdığı bir kış günü babanızın cenazesini toprağa vermişsiniz. Bize o günleri anlatır mısınız? Hangi duygular içindeydiniz? Bu arada o zaman huzurevi memurlarından aldığımız bilgiler cebinden çok az para çıktığı ve cenazesinin belediye tarafından kaldırıldığı yolundaydı. Bu bilgi doğru mudur, lütfen söyler misiniz? Bir de vefat tarihi olarak 21 Ocak 2003 tarihini biliyoruz. Doğru mudur, değilse doğrusu hangi tarihtir?
ERSEN: Merhum babam 21.01.2003 tarihinde vefat etti ve toprağa verildi. Babanıza saygı duyuyor ve de aynı meslekte iseniz vefatında çok kötü olursunuz. Benim mesleki hocamdı. Bana hiç eleştiri yapmadı. O gün Darıca’nın üzeri siyah bulutlarla kaplı ve hava olağanüstü yağmurlu idi. Cami içersinde cenazemizin üzerini Darıca’dan temin ettiğim naylon ile örttüm. Öğle namazına yetiştirdik. 19 Ocak 2003 tarihinde maaşı çekilmiş. Mezar yerini bizzat ben satın aldım. İşlemleri bizzat ben yaptım. Cenazesinde annem, küçük kardeşimin hanımı, ben ve benim büyüğüm ağabeyim ile iki bey daha vardı. Babıali, yukarıda iddiaları üretmekte çok ustalaşmış. Ben meslekte iken üzerinde durduğumuz önemli bir konu vardı. Basın inceleme ve araştırma yapmaktan yoksun... Bu konuyu da yanlış bir şekilde dramatize eden arkadaşlara kırgınım. Ne cenazesine geldiler, ne de bendeki eşyalarının teslim tutanağını gördüler. Teslim tutanağında bırakınız 10.25 kuruşu çıktı tespitini, aksine 1 kuruş parası bile üzerinde yoktu. Babamın rahatı için her türlü organizasyon tarafımızdan yapılmıştır.
Gazeteciler Cemiyeti’nin huzurevi önemli bir hizmettir. Orası, kimsesizler evi veya bir Darülaceze değildir. Orada şu an bile basınımızın kıymetli insanları kalıyor ve ücretli bir yerdir. Bu iddiaları yüzüme karşı söylemelerini tercih ederdim.
YARDIM: Malum babanız ömrünün son yıllarını Darıca Huzurevi’nde geçirdi. Orada kaç yıl kaldı, huzuru nasıldı, tabii ki zaman zaman görüşüyordunuz? Vefatından sonra huzurevindeki dostlarıyla görüşebildiniz mi?
ERSEN: Babam huzurevini çok severdi. Denize karşı odası vardı... Çoğu zaman izinli çıkar 20 gün civarında annem ile Göztepe’deki evde kalırdı sık sık... Vefatından sonra huzur evinde kimse ile görüşmedim.
YARDIM: Cavit Ersen bir basın mensubuydu, gazeteci yazardı. Acaba basın vefatını niçin duymadı ve hakkıyla duyuramadı?
ERSEN: İlanı onu tanıyanların gördüğünü biliyorum. Basın kendi söküğünü dikemeyen terzidir.
YARDIM: Babanızın mezarı nerede? Mezartaşında ne yazıyor? Geçenlerde iki dostum Darıca’daki eski ve yeni mezarlıklarda Cavit Beyin mezarını aradıklarını ama bulamadıklarını söylediler. Okuyucuları ve sevenleri dua etmek istediklerinde mezarına nasıl ulaşabilir?
ERSEN: Babamın mezarı Darıca Hayvanat Bahçesine giden yolun üzerinde. İsmi Nene Hatun Mezarlığı, mezar numarası: 107-7 Mezar taşının üzerinde “Öğretmen, Edebiyatçı ve Gazeteci Mehmet Cavit Ersen” yazıyor...
YARDIM: Bilindiği gibi vefat eden yazarlar eserleriyle yaşar. Ama bugün Cavit Ersen’in kitapları basılmıyor. Bu konuda siz ne gibi hazırlıklar yapıyorsunuz? Türk toplumu bu efsane yazarın eserlerine yeniden kavuşabilecek mi?
ERSEN: Bu bir hukuki sorundur. Bu sorunu ben çözemem. Ama, babamın kitapları konusunda talepler olduğunu duydum.
YARDIM: Babanızın toplam kaç eseri var? Bunlar kaç yıllarında ve nerede basıldı? Kaçar baskı yaptı? Babanızın hiç yayımlanmamış ama hazır eseri var mı?
ERSEN: Basılmamış kitaplarının olduğunu biliyorum. Bu konudaki teknik bilgiler yayıncı Sinan beydedir... Basılan Kitapları: Zindanlar, Kara Zindanlar, Kızıl Zindanlar, Selahattin Eyyubi, Orhan Gazi, Osman Gazi, Yıldırım Beyazıd, Boğata, Hürriyet Mücadelesi, Beyaz İhtilal, Hepimizin Kavgası ve Başbuğ.... Basım tarihlerini bilmiyorum... Ama, on binlerce basıldığını biliyorum... Basılanlar içinde bir de Mefkureci Öğretmen vardı…
YARDIM: Cavit Bey hâtıralarını yazdı mı? Elinizde bu hâtıralar veya dostlarından gelen mektuplar var mı?
ERSEN: Hatıralarını yazdığını hatırlamıyorum. Bir sürü mektup aldığını duydum.
YARDIM: Cavit Ersen’in hâtırasını yaşatmak için sizce neler yapılabilir. ESKADER bir anma toplantısı düşünüyor? Sizce bu toplantı ne zaman yapılmalı? Bu konuda siz de destekte bulunur musunuz?
ERSEN: Toplantı yapılması ve anılması yerinde olur. Sağlığım elverdiğince tabi ki yardımcı olurum.
YARDIM: Cavit Ersen elbette iyi bir yazardı. İdealist bir kalem ustasıydı. Bugün yeni Cavit Ersenler yetişiyor mu acaba? Yoksa o iklim ve ruh bugün yok mu?
ERSEN: Merhum babamın ürettiği yıllar günümüzden çok farklı. Bir kere dünya ve Türkiye farklı... Aslında yeni isimler çıkmalı, bu kaçınılmazlık aynı zamanda...
YARDIM: Cavit Ersen’in hususi eşyaları, meselâ kalemi, kütüphanesi, masası, daktilosu vs. acaba şu anda nerede duruyor? Korunuyor mu?
ERSEN: Bu konuda kesin bir bilgi sahibi değilim. Ama araştıracağım.
YARDIM: Cavit Ersen’i sevenlere ve okuyucularına son mesajınızı almak istiyoruz.
ERSEN: Babamın son 20 yılına çok yakın şahit oldum… Aynı şekilde ona düşünce olarak yakın duran arkadaşlarına dostlarını ihmal ettiler diye asla kızmıyorum. Zaten kızmaya hakkım yok… Ama, bir şey eklemek isterim:
Babam merhum Mehmet Cavit Ersen bu ilgisizliği hiç hak etmedi. Okuyucularına ise binlerce teşekkür ediyorum. Zira, babam onların hafızalarında. Ayrıca, bu söyleşi nedeni ile size teşekkür ediyorum.
YARDIM: Lutfedip sorularımıza cevap verdiğiniz için ben de size çok teşekkür ediyorum. İnşallah aziz yazarımız merhum Cavit Ersen’e hep birlikte sahip çıkacağız ve eserlerinin yeniden basılmasını teşvik ederek yeni nesillerle tanışmasını sağlayacağız.
Sanatalemi.net, 13.02.2010 10:40:00
|
| Eklenme Tarihi: 14.02.2010 |
|
| |
HAKKINDA YAZILANLAR |
|
|
| |
| |
SİZİN YORUMLARINIZ |
|
|
|