ANASAYFA
  Haberler/Etkinlikler
  Kitaplarım
  Gazetelerde Çıkan Yazılarım
  Dergi Yazılarım
  Yaptığım Röportajlar
  Konuşmalarım
  sanatalemi.net yazılarım
  Katıldığım programlar
  Hakkımızda
 
 
  Telefon Rehberim
  Önemli Siteler
 

[Tüm Duyurular] 

ZİYA NUR AKSUN HAKKA YÜRÜDÜ   Bilge Tarihçi Ziya Nur Aksun bu sabah vefat etti. Allah rahmet eylesin. Ayrıntılı bilgiler, haberler bölümünde ve Sanatalemi.net sitesinde. / 06.09.2010
REFERANDUM YAZISI   12 Eylül'de yapılacak olan Anayasa Mahkemesi Oylaması'yla ilgili yazı, Haberler bölümünde... / 01.09.2010
EDEBİYATIMIZIN GÜLERYÜZÜ  Edebiyatımızın Güleryüzü kitabımızın 5. baskısı Selis Yayınları arasında yapıldı. / 04.02.2010
 
eyup :  Allah rahmet etsin, yakınlarına da sabr-ı cemil niyaz etsin.
 
ferudun çınar :  Değerli hocam, sizleri tevafuken tanıma fırsatı buldum ve "sefertası" kitabınızı okudum. Her okuyucunun mutlaka kendiyle özdeştirbileceği birden fa
 
NUR ODYAKMAZ :  AŞI YAPMAK LAZIM Her bebek, bir melek misali saf ve günahsız olarak dünya'ya gözlerini açar. Aile,yaşam şartları ve genler yaş ilerledikçe onun karek
 

[Tüm Resimler] 

[Tüm Siteler] 

  Yasin Aktay
  Sefertası Hareketi
  Mega Eğitim
  Çanakkale 1915
  İsmail Çetişli Prof. Dr.

Tavsiye Et

Adınız

Arkadaşınızın Adı

Arkadaşınızın Maili

Türkiye Yazarlar Birliği Seçimi
Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nde dün seçim vardı. Ayrıntılı bilgiyi sitemizin Haberler bölümünde okudunuz. Geçen Pazar günü seçimler gerekli çoğunluk sağlanamadığı gerekçesiyle 7 Şubat Pazar gününe ertelenmişti. Genel Kurul’un başlayacağı saat 15.00’te şubenin hizmet verdiği Divanyolu’ndaki Kızlarağası Medresesi’nde idim. Daha kapıdan girerken bir çok âşina isimle karşılaştım ve onlarla selâmlaştım.
Şerif Aydemir, Bestami Yazgan, Süleyman Doğan, Mahmut Bıyıklı, Recep Garip, Cafer Vayni, Âsım Gültekin ve Bünyamin Şen kapı önünde ve girişteydi. Tatlı bir telâş ve heyecan sarmıştı bütün yazar dostları... Ben de bu kervana katıldım ve imza kuyruğuna girdim. Mahmut Bıyıklı isim yazılı boyun kartımı uzattı. İmzayı attıktan sonra içeri girdim. İçerisi dolmuş. Çok iyi, demek çok daha önceden gelenler var. Ben tam vaktinde gelmiştim. Dostlara selâm vererek ilerledim ve orta yerlerde Erol Ülgen ve Kemal Çiftçi’nin aralarındaki boş sandalyede oturdum. Önümde şair Nurettin Durman vardı, hemen yanıbaşında da Recep Garip ve Sadettin Kaplan oturmuştu. Ankara’dan gelen TYB Genel Başkanı İbrahim Ulvi Yavuz protokol sırasındaydı. Yanına giderek “hoş geldiniz” dedim. Hemen arkasında Marifet Yayınları’nın sahibi Ömer Ziya Belviranlı vardı. Ahmet Kot, Ali Ural, İrfan Çalışan, Hüseyin Emiroğlu ve yönetimden diğer arkadaşlar ayaktaydı ve toplantının bir an önce başlaması için gayret gösteriyorlardı. Bir ara Beşir Ayvazoğlu geldi, uzaktan gördüm. Ahmet Kot, Dursun Ali Taşçı, Recep Arslan, Cihat Zafer, Muhammet Nur Anbarlı, Ali Osman Özcan, Nermin Özcan, Cemal Aydın ve Belkıs İbrahimhakkıoğlu ile selâmlaştım. Hemen arka sırada Veli Sırım ve Ömer Faruk Paksu vardı. Bütün dostları hatırlamak elbette mümkün değil. Ama Hüseyin Akın, Mürsel Sönmez ve Tarık Tufan’ı da gördüm. Tarık’la ayaküstü sohbet ettik. Mürsel Sönmez Bir Nokta dergisini hediye etti. Benim de elimde Kubbealtı Takvimi ve birkaç Muradiye dergisi vardı. Bazı dostlara armağan ettim.
Tempo hızlıydı. Yoklama ve açılışın ardından Divan seçimine geçildi, ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklâl Marşı okundu. Gündemin görüşülüp karara bağlanmasının ardından “Hesap ve Faaliyet Raporları”, “Denetim Kurulu Raporu” ve “Tahmini Bütçe” konuşuldu. Ardından Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulunun ayrı ayrı ibra edildi. Mehmet Nuri Parmaksız, Cihat Zafer, Cafer Vayni, Hüseyin Emiroğlu kısa konuşmalar yaptılar. Şüphesiz günün en heyecanlı vakti dernek yönetim ve denetim kurulu üyelerinin seçileceği zamandı. Bu arada konuşmalar yapılıyor, zaman zaman tansiyon yükseliyordu. Sert ifadeler de kullanıldı bazen, ağır eleştiriler de yapıldı. Ama yine de asayiş berkemâldi. Belli bir olgunluk hüküm sürüyordu. Doğrusu benim de en büyük temennim genel kurulun usulünce ve en önemlisi ağır hasarlara ve tahribatlara meydan vermeden tamamlanmasıydı. Örnek bir seçim yapılmalıydı ve bu süreç sâkin ve olgun bir şekilde bitirilmeliydi. Kalpler kırılmamalı, dostluklar zedelenmemeliydi, bu düşüncemi oradaki bazı dostlarımla paylaştım, hepsi de aynı kanaatte idiler. Seçimlere geçilmeden önceki açık oylamalar rahatlıkla tamamlandı. Sıra seçimlerin “gizli” veya “açık oylama” ile yapılmasına gelince dananın kuyruğu işte o zaman koptu. Başkan Ramazan Öztürk bunu da oylamaya sundu. Hâlbuki tüzükte bir talep olması hâlinde açık oylamaya gidilebileceği belirtiliyordu. Üstelik açık oylamada inanıyorum ki bir çok kişi vicdanî kanaatini serdedemeyecek ve gerçek tercihini belki de yapamayacaktı. En önemlisi ise dostluk ve kardeşlik duyguları büyük ölçüde zarar görecekti. Nitekim çıngar o vakit koptu, Cafer Vayni öncülüğündeki muhalif listedeki yazarlar listelerini çekmek istediler. Kısa bir süre kaos doğdu, bağırıp çağıranlar oldu. Bir çok kişi buna itiraz etti, “gizli seçim, açık tasnif” modelinin doğru olduğunu söylediler. Nitekim ben de hem yanımdakilere hem de Ankara Genel Merkez’den gelenlere bu durumu ilettim. Şükürler olsun ki, akl-ı selim hâkim oldu, bu vahim yanlışlık önlendi ve açık oylama yapılmadı, başkanın akıllı ve isabetli bir manevrasıyla gizli oylamaya geçildi. Biraz uzun vakit alsa da herkes listeleri ve zarfı aldı, odaya girdi ve vicdanıyla baş başa kalarak oyunu kalp huzuru içinde kullandı. Zarfını kapatıp geldi, Divan’ın önüne konulan sandığa “hayırlı olmasını” dileyerek zarfı attı.
Seçim tamamlandı ve sayıma geçildi. Zarflar Divan Başkanının ve üyelerin önüne konuldu. Netice açıklanmış, eski yönetim tekrar seçilmişti.
Öncelikle her iki listede de çok yakın dostları olan biri olarak söyleyeyim ki bu neticeyi kabullenmek ve “hayırlısını temenni etmek” mecburiyetindeyiz. Nitekim herkes birbirini kutlarken aynı dilekte bulunuyordu. Günün en güzel fotoğrafı ise Ali Ural ile Cafer Vayni’nin seçim sonucu açıklanmadan önce kucaklaşmaları ve ellerini birlikte havaya kaldırarak birlik mesajı vermeleriydi.
Seçimler tamamlandıktan sonra bir dostluk havası esti ve yazarların çoğu yerlerinden kalkmadan sohbete devam ettiler. Tamamlayıcı konuşmayı edebiyatçıların aksakalı Osman Akkuşak ağabeyimiz yaptı. Abdurrahman Dilipak’ın konuşması ufuk açıcı, Ali Ural ve Cafer Vayni’nin konuşmaları birleştirici ve bütünleştiriciydi. Cihat Zafer de kısa, samimi, veciz ve düşündürücü bir konuşma yapmıştı.
Evet Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nde ilk defa iki liste ile seçimler yapılıyor ve heyecanlı bir rekabet havası yaşanıyordu. Ben bunu çok hayırlı, faydalı ve iyi buldum. Evet her şey şeffaf olmalıydı. Çalışmalar ve faaliyetler takip edilmeli, aksaklıklar görülmeli, eleştiriler de yapılmalıydı. Ama bütün bunlar belli bir nezaket, nezahet ve zarafet içinde gerçekleşmeliydi. Kırmadan dökmeden, üzmeden ve rencide etmeden tenkit hakkımızı kullanmalıydık.
Türkiye Yazarlar Birliği’nin üyesi olan bir çok ESKADER üyesi de salondaydı ve oylarını kullandılar. Benim görebildiğim en bariz husus şudur: TYB İstanbul Şubesi bundan sonra çok daha büyük çalışmaların içinde olacaktır. Bu temennimi koruyorum. İstişareye daha çok ağırlık verilecek, diğer sivil toplum kuruluşlarıyla daha sık bir araya gelinecektir. Sıkıntıları geride bırakmış bu müessesemizde şüphesiz toplantılar, seminerler, kurslar yapılmalı, ama yeni projelere de imza atılmalıdır. Yeni üyelerin önü açılmalı, hanım yazarlara ve genç kalem sahiplerine de daha çok fırsat verilmelidir. Bir şölen havası içinde geçen bu seçimden sonra yöneticileri ve üyeleriyle TYB İstanbul Şubesi’nin ciddi anlamda atağa geçeceğini ve hepimizi şaşırtacağını düşünüyorum.
TYB İstanbul Şubesi’nin Asil Yönetim Kurulu’na seçilen A. Ali Ural, İrfan Çalışan, H. Hüseyin Emiroğlu, Asım Gültekin, Belkıs İbrahimhakkıoğlu, Metin Karabaşoğlu, Ahmet Mercan, Mustafa Özcan ve M. Akif Özmen’i, Haysiyet Divanı Asil yönetime getirilen Ahmet Taşgetiren, Ahmet Turan Alkan ve Yusuf Kaplan’ı, Denetleme Kurulu Asil üyeliklerine lâyık görülen Cevat Özkaya, Recep Garip ve Muzaffer Doğan’ı tebrik ediyorum. Tabii yedek üyeleri de... Muhalif listede bulunan Durali Yılmaz, Ali Nar, Yavuz Bülent Bâkiler, Ayşenur Kurtoğlu, Cemal Zehir, Süleyman Doğan, Abdülkadir Emeksiz, Cafer Vayni, Selim Çoraklı, Sadettin Kaplan, Yusuf Büyükboyacı, Uğur Kiriş, Mehmet Ali Beyhan, Sefa Saygılı ve Mehmet Kara ile bu listenin yedek üyeleri de demokratik haklarını kullanarak cesaretle alternatif bir liste çıkarmış ve seviyeli bir yarışın yaşanmasına vesile olmuşlardır. Bu dostlarımızı da candan kutluyorum.
Şimdi seçim sağlıklı bir şekilde tamamlanmış bulunuyor. Bence bugünden başlayarak bütün TYB üyeleri yeniden kenetlenmeli, kucaklaşmalı ve hep birlikte güzel hizmetlere imza atmalıdırlar. Ben bu konuda ümitliyim. Tatlı bir rekabetin yaşandığı bu seçimden sonra faaliyetlerin daha da artacağı, çalışmaların yoğunlaşacağı ve bu çatı altında heyecanla azmin zirveye çıkacağını düşünüyorum.
Bu arada bu konuyu da tatlıya bağlamak lâzım. Müzakereler sırasında pek çok teklifler yapıldı, dilek ve temennilerde bulunuldu, eleştiriler de yapıldı tabiî. Ama sanırım en isabetli ve oybirliğiyle kabul edilen iki teklifi ben sundum. Biri 5.5 saat süren yoğun kurulda hiç çay içememiştik. Divan’a bunu hatırlattım ve yazarlara çay ikram edilmesini teklif ettim. Alkışlarla karşılandı, hemen ardından sıcak ve demli çaylar geldi. İkinci önerim ise genel kurulun tamamlanmasından sonra bütün yazarların birlikte “aile fotoğrafı” çektirmesiydi. Şükürler olsun o da gerçekleşti. Böylece Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nin, belki de tarihinin en heyecanlı, hareketli, eleştirili ve de dostlukla neticelenen çaylı sohbetli genel kurulu tamamlanmış oldu.
Dikkat ettim, çıkışta herkes kitap paketini alırken tebessümle ve iyi dileklerle vedâlaşıyordu. Asıl önemlisi de işte buydu. Bütün tartışmalar geride kalmış, dostluk duygularının hâkim olduğu güzel bir rüzgâr esmeye başlamıştı. Çıkışta bir yönetici arkadaşa şunu söyledim: “Galiba bu manzarayı daha sık görmeliyiz. Beş altı senedir göremediğim kadim dostlarımı gördüm bugün. Ne dersin, bu genel kurul toplantıları ve seçimler acaba iki yılda değil de üç ayda bir yapılamaz mı?” İkimiz de bu sözler üzerine tebessüm ettik.
Tüzükte olmamasına rağmen “Yazarlar Meclisi”nin kurulacak olması ve bunun bizzat Ali Ural tarafından açıklanması güzel gelişmelerden biriydi. Bereketli ve coşkulu bir şekilde geçen bu örnek seçimin yazarlarımıza, ülkemize ve dünyaya hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

Sanatalemi.net
Eklenme Tarihi: 08.02.2010

 

 

HAKKINDA YAZILANLAR

 
 

SİZİN YORUMLARINIZ

 

 

 

 
  Bugün: 243
  Dün : 205
  Toplam : 582.683
 

Tasarım : Ajans56.com