|
|
|
| Edebiyat Dünyamızda Sönmeyen Işık: Ziya Osman Saba |
Serap Öztuncer (sanatalemi.net)
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nün düzenlediği İstanbul Kültür A.Ş.’nin organize ettiği İstanbul âşığı bir edebiyatçı olan Ziya Osman Saba’ya doğumunun 100. yılı münasebetiyle anma toplantısı yapıldı. Toplantı 30 Ocak 2010’da Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde saat 14.00’da gerçekleştirildi. İki saat süren toplantıyı Mehmet Nuri Yardım hazırladı ve yönetti, Prof. Dr. Abdullah Uçman ve Tahsin Yıldırım konuşmacı olarak katıldılar. Toplantıya katılanlar, Ziya Osman Saba’nın resimlerinden, hakkında çıkan yazılardan ve kitaplarından oluşan sergiyi gezebildiler. Program Ziya Osman Saba’nın hayatını, eserlerini anlatan bir sinevizyon gösterisi ile başladı. Duygulu dakikaların yaşandığı programa katılım oldukça fazlaydı.
Program TRT’de daha önce gösterilen bir belgeselin sunumu ile başladı. Oturumu yöneten Mehmet Nuri Yardım, iyi bir şair ve usta bir hikâyeci olan Ziya Osman Saba’nın bu yıl doğumunun 100. yılı olması dolayısıyla ilk toplantıyı yaptıklarını, 2010 yılı içinde bu önemli İstanbul edebiyatçısının hep hatırlanmasını ümit ettiğini söyledi.
Abdullah Uçman, “Ziya Osman Saba ismiyle ilk olarak Mehmet Kaplan hocamın kitabında karşılaştım.” diyerek sözlerine başladı ve şöyle devam etti:
“O yıla kadar fazla bir alt yapımız yoktu Ziya Osman Saba hakkında. Ben birkaç arkadaşımla beraber yaz tatilinde Ziya Osman Saba’yı okuduk. Cumhuriyet dönemi şairlerinden farklı bir çizgide olduğunu fark ettim. Bugünkü şiir anlayışıyla baktığımda, mütevazı, biraz içine kapanık ama dünyaya sevgiyle bakan Ziya’yı Behçet Necatigil’e benzetmiştim. Ziya Osman’ın şiirlerinde Servet-i Fünun ve Fecri Ati şairlerinin etkilerini görüyoruz. Şiir onun hayatının sonuna kadar vazgeçilmezi olmuştur. Şiir hayatı yapmacıktan uzak sanat anlayışından ayrılmamıştır. Onu yakından tanıyan Oktay Akbal şöyle der: ‘Çocukluğunu sâkin ortamlarda geçirmiş, ama daha sonra kırılma noktaları olmuştur. Bu kırılma noktaları onu şiir yazmaya yöneltmiştir.’ Annesini kaybetmesi; aile ortamından uzaklaşıp Galatasaray Lisesi’ne devam etmesi, Cahit Sıtkı’yla tanışıp, iki yıl aynı sınıfta okuması ve ölümüne kadar süren sıkı dostlukları; Yedi Meşaleciler arasına katılması; Hukuk Fakültesi’nde okuduğu yıllarda âşık olduğu amcasının kızı ile evlenmesi ve bu evliliğin on yıl sürmesi. Bu sürenin de çile içinde geçmesi Oktay Akbal’a göre onu şiire yönelten, sanatkâr kişiliğinin oluşmasında, eserlerinin iyi anlaşılmasında oluşan kırılma noktalarıdır. Bütün bunlara İstanbul sevgisini de ilave edebiliriz. Kafiyeli ve hece vezinli şiirlerini yazdığında daha on yedi yaşındaydı Ziya Osman Saba. Hiçbir şair ölümü kendisinde onun kadar yumuşatamamış, onun kadar güzelleştirememiştir. Hilmi Yavuz Saba için ‘Türkiye’de gördüğümüz en Müslüman şiirleri onun yazdığını.’ belirtir. Oktay Akbal ise, ‘Yeryüzünde bir derviş hayatı yaşayan Yunus Emre gibi ölümü tevekkülle karşılamıştır.’ der.”
Abdullah Uçman konuşmasını şöyle tamamladı:
“Bankacı olarak göreve başladığında tayini Ankara’ya çıktı. İstanbul’a âşık biri olarak orada fazla kalamadı, görevinden istifa etti ve sevdalı olduğu İstanbul’a geri döndü. Sabri Esat Siyavuşgil, Yaşar Nabi Nayır, Vasfi Mahir Kocatürk, Ziya Osman Saba, Cevdet Kudret Solok, Kenan Hulusi Koray, Muammer Lütfü biri hikâyeci, diğeri şair olan yedi gencin bir kitap çıkararak başlatmak istedikleri edebî cereyan olan Yedi Meşaleciler Hareketi içinde olan gençlerin kimi lisede kimi üniversitede okuyordu. Bu topluluğun içinde en genci Ziya Osman Saba’ydı. Fert ve toplum çatışmalarının ön plana çıktığı zamanlarda ailesine sığınmıştır. Büyük ihtirasların değil, sade hayatın peşindeydi. Ziya Osman Saba’nın lise ders kitaplarına giremediği gibi üniversitelerde antolojilere de girememesi bizler için çok büyük bir kayıptır. Cahit Sıtkı’yla olan dostluğu gıpta edilecek tarzdadır. Bugün Türk mektup edebiyatının en güzel örneği kabul edilen ‘Ziya’ya Mektuplar’ o günlerden kalmıştır. Bu kitap uzun süre basılmamıştır. Ziya Osman’ın Cahit Sıtkı’ya yazdığı mektuplar ise kayıptır.”
Mehmet Nuri Yardım da Ziya Osman’ın Cahit Sıtkı’ya yazdığı mektuplar konusuna açıklık getirdi ve bu mektupların bir ara Tarancı’nın yeğeninde olduğu ve yayımlanacağının söylendiği ancak aradan bunca zaman geçmesine rağmen mektupların bir türlü günışığına çıkmadığını belirtti. Ziya Osman Saba’nın mezarını uzun ve zorlu araştırmalara rağmen bir türlü bulamadıklarını belirten Yardım, “Gerek kültür tarihçileriyle, gerekse şairimizin çocuklarıyla Eyüpsultan Mezarlığı’nda yaptığımız araştırmalardan ne yazık ki bir sonuç alamadık. Ama ben bir gün bu mezarın bulunabileceği ihtimalini içimde bir ümit olarak hep koruyorum.” diye konuştu. Saba’nın eski İstanbul’u anlatan çok güzel hikâyeleri bulunduğuna dikkati çeken Yardım, “Bu hikâyeler bir dizi film olarak çekilebilir. İstanbul’a dikkatlerin yöneldiği bu yıl yapılacak en hayırlı hizmetlerden biri de bence bu proje olacaktır.” diyerek sözlerini tamamladı.
Araştırmacı yazar Tahsin Yıldırım ise Ziya Osman gibi değerli, herkesin övgüyle bahsettiği, önemli bir edebiyat ustası hakkında bugüne kadar sadece dört biyografi yazılabildiğini ifade ederek, “Onu edebiyat dünyamızı gündemine daha sık gelmedi ve eserlerine dikkatler çekilmelidir.” dedi. Yıldırım, Ziya Osman Saba’nın yazılarını bir araya getirdiğini bu çalışmanın da onun nesir yönünü aydınlığa kavuşturduğunu kaydetti.
Mehmet Nuri Yardım, programın sonunda dinleyiciler arasında bulunan bazı şair ve yazarları kürsüye dâvet etti. İlk olarak söz alan hikâyeci ve romancı Muhterem Yüceyılmaz “Ziya Osman Saba için bizim 600 yılda yaptığımızı iki kelimeyle özetlemiştir. ‘Sebil ve Güvercinler’. Bu yüzden ben onu çok önemsiyorum. Bunu ancak bir şair yapabilir’ dedi. Cevdet Kudret’in kızı Ayşe Kudret, Prof. Dr. Mehmet Tekin, Doç. Dr. Handan İnci, M. Lütfi Şen ve Adil İzci kürsüye davet edilen ve kısaca konuşanlar arasındaydı. Son olarak edebiyatçının büyük oğlu Osman Saba mikrofona geldi ve babasıyla ilgili olarak unutamadığı hâtıralarını dile getirdi. Program tekrar sinevizyon gösterisi ile bitirildi. Dinleyiciler programın sonunda Ziya Osman Saba Sergisi’ni gezdiler ve Mehmet Nuri Yardım’ın ücretsiz dağıtılan Ziya Osman Saba Sevgisi adlı kitabını alıp yazarına imzalattılar. Nesil Yayınları arasında çıkan kitapta Ziya Osman Saba hakkında pek çok edebiyatçının duygu, düşünce, intiba ve hâtıraları bulunuyor. Programı Kültür AŞ. Genel Müdürü Nevzat Bayhan, hikâyeci Şerif Aydemir, yazar Cem Karaer ve edebiyat dünyasından pek çok isim sonuna kadar takip etti.
Öte yandan Ziya Osman Saba’nın şiirleri aynı günün akşamında Yerebatan Sarnıcı’nda düzenlenen “Yerebatan Şiir Akşamları” programında okundu. Vahide Ulusoy’un program hazırlığını, Mehmet Lütfi Şen’in düzenleme ve sunuş konuşmasını gerçekleştirdiği programda Hümay Güldağ ve Hüseyin Köroğlu Ziya Osman Saba’nın sevilen şiirlerini seslendirdiler.
Ziya Osman Saba, Cumhuriyet döneminin usta şairlerinden ve iyi hikâyecilerindendi, bir kalem ustasıydı. Kadri uzun zaman bilinmeyen bu usta edebiyatçı, hayatını kalemiyle kazandı. Lirik şiirlerin ve duygu yüklü hâatıralardan oluşan hikâyelerin yazarı, şiirlerinde çocukluk özlemi, hâtıralara düşkünlük, ev-aile sevgisi, yoksul hayatlara karşı utanç duyma ve acıma, Allah’a kulluk, kadere boyun eğiş, küçük mutluluklarla yetinme, yaşama sevinci, aile hayatı, ölümün yakınlığı, sevdiklerine kavuşacağı öte dünya özlemi gibi konuları işler.
Sanatalemi.net
|
| Eklenme Tarihi: 02.02.2010 |
|
| |
HAKKINDA YAZILANLAR |
|
|
| |
| |
SİZİN YORUMLARINIZ |
|
|
|