ANASAYFA
  Haberler/Etkinlikler
  Kitaplarım
  Gazetelerde Çıkan Yazılarım
  Dergi Yazılarım
  Yaptığım Röportajlar
  Konuşmalarım
  sanatalemi.net yazılarım
  Katıldığım programlar
  Hakkımızda
 
 
  Telefon Rehberim
  Önemli Siteler
 

[Tüm Duyurular] 

ZİYA NUR AKSUN HAKKA YÜRÜDÜ   Bilge Tarihçi Ziya Nur Aksun bu sabah vefat etti. Allah rahmet eylesin. Ayrıntılı bilgiler, haberler bölümünde ve Sanatalemi.net sitesinde. / 06.09.2010
REFERANDUM YAZISI   12 Eylül'de yapılacak olan Anayasa Mahkemesi Oylaması'yla ilgili yazı, Haberler bölümünde... / 01.09.2010
EDEBİYATIMIZIN GÜLERYÜZÜ  Edebiyatımızın Güleryüzü kitabımızın 5. baskısı Selis Yayınları arasında yapıldı. / 04.02.2010
 
eyup :  Allah rahmet etsin, yakınlarına da sabr-ı cemil niyaz etsin.
 
ferudun çınar :  Değerli hocam, sizleri tevafuken tanıma fırsatı buldum ve "sefertası" kitabınızı okudum. Her okuyucunun mutlaka kendiyle özdeştirbileceği birden fa
 
NUR ODYAKMAZ :  AŞI YAPMAK LAZIM Her bebek, bir melek misali saf ve günahsız olarak dünya'ya gözlerini açar. Aile,yaşam şartları ve genler yaş ilerledikçe onun karek
 

[Tüm Resimler] 

[Tüm Siteler] 

  Yasin Aktay
  Sefertası Hareketi
  Mega Eğitim
  Çanakkale 1915
  İsmail Çetişli Prof. Dr.

Tavsiye Et

Adınız

Arkadaşınızın Adı

Arkadaşınızın Maili

Kaybolan Anahtar
“Dokuz-on yaşlarımın tâtil günlerinde en büyük zevkim okumaktı. Ama her okuduğumu anlamam elbette mümkün değildi. Şu var ki, anlamaya uğraşmak dahi benim için ayrı bir zevk hatta eğlence olurdu. Meselâ Kısas-ı Enbiyâ’yı çok seviyordum. Abdurrahman Şeref Târihi de gene, dinlemeye doyamadığım masalların, Kafdağı’nı aşmışların hayâlî hikâyeleri değildi. Buna rağmen okuduklarım, artık ulaşamayacağımızı hissettiğimiz geçmiş zamanların istîlâ ve fütûhat hâtıraları olarak gene de çok câzip ve iç açıcı hikâyeler değil miydi? Öyle ki târih kitaplarının bana en sıcak görünen ve gönül çeken kısımları, Rumeli fütûhâtı, hele hele Macaristan ovalarında at süren Türk akıncılarının mâcerâları idi.”
Bu satırlar mütefekkir yazar Sâmiha Ayverdi’nin makalelerinden meydana gelen ve ilk defa kitap olarak Kubbealtı’ndan çıkan Kaybolan Anahtar’da geçiyor. Hâtıralarında çocukken Servet-i Fünûn ciltlerini karıştırmayı ve Cenap Şahâbeddin’in şiirlerini ezberlercesine okumayı çok sevdiğini belirten Ayverdi, şöyle devam ediyor: “Amma elimden düşürmek istemedim kitapların başında hem eğlenceli hem zevkli bilgiler veren ansiklopediler gelmekte bulunuyordu. Öyle ki bu hikâyelerde, sanki bizim âile hayâtımızdan örnek alınmış yazılar vardı. Meselâ toplu halde su içmeye giden filler, ancak sürünün en yaşlısı, hortumunu suya değdirdikten sonra su içmeye başlarmış. Sanki sofra başında âile büyüğümüzün Besmele çekerek ilk lokmayı ağzına attıktan sonra, etrâfındakilerin de yemeklerini yemeye başlamaları gibi...”
Eserde sadece hâtıralar yok tabii. Türk İslâm medeniyeti, geleneklerimiz, eski sosyal hayatımız ve kültür dünyamızın temel meseleleri de kitapta karşımıza çıkıyor. Aysel Yüksel ve Zeynep Uluant’ın takdimde belirttikleri gibi Kaybolan Anahtar, “Devrimizin, çok cepheli bir fikir, edebiyat, kültür ve îman insanı Sâmiha Ayverdi’nin ’yeniden dirilişimizin anahtarıdır.”
Yitik değerlerimizin anlatıldığı kitapta, insanı merkeze alan irfanımızı kaybettikten sonra yaşadığımız düşüşe dikkat çekiliyor. Yaşanmış canlı hâtıraların eşliğinde insanımızın geçirdiği fikrî merhalelere ve ahlâkî çözülmelere temas ediliyor. Aile kavramı, iyilik düşüncesi, esnafın dayanışması, ticaret ahlâkı, mahalle anlayışı, dinî hayat ve kısacası bizi geçmişte ve bugün ayakta tutan dinamikler bu metinlerin satır aralarında bize göz kırpıyor. Din, dil, mûsikî, tarih ve mîmarî gibi temellerimiz üzerinde titizlikle duruluyor. Kaybolan veya kaybolmaya yüz tutan kıymet hükümlerimize sahip çıkmamız gerektiği vurgulanıyor. Sâmiha Ayverdi Türkçe meselesinde de hassastır. Ona göre kaybolan anahtarlardan biri de Türkçe’dir. “Çünkü bugünkü genç, dedesinin, babasının dahi dilini anlamıyor” diyen yazar, “Bir Acı Gerçek” makalesinde eskiden beri bir dil politikamızın olmayışına üzülür ve “Demek ki biz Türkler... han, hamam, çeşme, sebil yapmış, fakat Türk’ü Türk yapan dilden onu mahrum ederek düşman askerinin eline bizi doğrayacakları kılıcı vermekten geri kalmamış, bunun adına da ’ilericilik’demek gafleti içinde boğulup kalmıştık” der. Batılılaşma rüzgârının bize nelere mal olduğunun altını kalın bir şekilde çizen Ayverdi, toplumun kurtuluşu için öze dönüşten başka bir çare olmadığını ısrarla söyler. Kitabın arka kapağında şu satırları okuyoruz:
“Târihi boyunca Türk, asla diktatörlüğe rağbet etmemiş, çatısı altına aldığı milletleri sevgi ve adâlet kanatları arasında kollayarak, Batılılar gibi onların kanını canını içmemiştir. Böylece de Türk, mânevî, millî ve târihî karakterinden gelen alışkanlığı muhâfaza ederek diktatörlüğe hiç benzemeyen bir merkeziyetçi olarak yabancı güçleri ve azınlıkları idâre etmiştir.”
Sâmiha Ayverdi’nin Kaybolan Anahtar ve diğer eserlerini okuduğumuzda büyük mâceramızı daha iyi idrak edecek ve bugünkü temel meselelerimizin çözümünü rahatlıkla bulacağız.
Prof. Dr. Asaf Ataseven ile romancı Şerif Benekçi vefat ettiler. Her ikisine de Allah’tan rahmet diliyorum. Kabirleri nur, mekânları cennet olsun.
Kültür Sanat sitesi: www.sanatalemi.net

13 Eylül 2008


Eklenme Tarihi: 14.09.2008

 

 

HAKKINDA YAZILANLAR

 
 

SİZİN YORUMLARINIZ

 

 

 

 
  Bugün: 241
  Dün : 205
  Toplam : 582.681
 

Tasarım : Ajans56.com