|
|
|
| Banarlı'nın "Kültür Köprüsü" |
Türk edebiyatının mümtaz simâlarından, tanınmış edebiyat tarihçisi yazar Nihad Sâmi Banarlı’nın 1985’te ilk baskısı yapılan Kültür Köprüsü adlı eseri genişletilmiş olarak yeniden Kubbealtı tarafından kültür hayatına ve edebiyat âlemine kazandırıldı. 560 sayfalık bu muhteşem kitapta Banarlı’nın Süleyman Çelebi’den Mehmed Âkif’e kadar bir çok şair ve yazar hakkındaki düşünceleri makaleler halinde yer alıyor. Takdimi merhum Nermin Suner Pekin’e ait eserin, 41 sayfalık sunuşu ise Prof. Dr. Kâzım Yetiş tarafından kaleme alınmış.
Kültür Köprüsü’nde Mevlâna, Fuzûlî, Bâkî, Nedîm, Nâilî, Emrah, Ziya Paşa, Namık Kemal, Muallim Nâci, Recâizâde Mahmut Ekrem, Tevfik Fikret, Süleyman Nazif, Abdülhak Şinasi Hisar, Reşat Nuri, Orhan Seyfi, Faruk Nafiz ve daha pek çok edebiyatçının hayatı, fikirleri ve eserleri hakkında Banarlı’nın önemli değerlendirmeleri, tespitleri ve hükümleri yer alıyor. Eserde Türk İslâm medeniyetinin sesi olan millî edebiyatın gerçek temsilcileri anlatılıyor.
Namık Kemal, Mehmet Akif, Ziya Paşa, Tevfik Fikret, Yahya Kemal ve Muallim Naci fotoğraflarının zemin kaplı kapağı süslediği kitabın arka kapak yazısında şu satırları okuyoruz:
“Türkiye’de bizim kurduğumuz millî sentezi, yerinde görmek ihtiyâciyle, bizim üslûbumuzla işlenmiş, hâtıra yerlere kendiliklerinden koşan, tek tük vatan çocuklarını bu yerlerde, dralgın dolaşır gördüğü bir gün, Fâruk Nâfiz, her zamanki zekî üslûbuyle konuşmuş ve şüphesiz,üzgün bir lisanla: “Bunlar, bizim Yerli Pierre Loti’lerimiz!” demişti.
Millî üslûbumuzun vatanımızda binyıl işleyerek meydana getirdiği büyük ve millî terkibi, şimdi Pierre Loti kadar olsun bilenimiz acaba kaç kişidir?
Ve çoğumuz şimdi, kendi medeniyetimize, hattâ kendimize birer Pierre Loti kadar yabancı değil miyiz?”
Eserin birinci baskısı 1985’te yapılmıştı. O baskının Takdim’i, Banarlı’nın en yakınlarından olan, talebesi, edebiyat tarihçisi Nermin Suner Pekin’e ait. Burada şu satırları okuyoruz:
“Merhum Nihad Sâmi Hoca gerek bizzat hocalığı, gerek ders kitapları ve edebiyat târihçiliği ile Türk kültürünün gençlere tanıtılmasında büyük vazîfe görmüş îmanlı ve vefâkâr bir vatan evlâdıdır.
Hoca, vefâtına kadar muhtelif gazete ve mecmûalardaki her biri bir kültür hazînesi olan yazılarıyla da yıllardan beri çeşitli fırtınalarla hırpalanan Türk kültürünün kurtulmasında ümid ve ferahlık verici bir ışık olmuştur.
Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı, “cemiyet” hâlindeki ilk kuruluşunda da hizmet görmüş olan muhterem Hoca’nın yazılarını dağınık gazete ve mecmua sütunlarından kurtararak ileri nesillere götürmek ve ebedîleştirmek için kitap hâine getirmeyi programlamış bulunuyordu.
Bu kitap,işte artık bir külliyat hâline gelmekte olan serinin beşincisi olarak Türk milletine takdim edilmiş bulunuyor.
Bu kitapta merhûmun, edebiyat târihi ve tenkit tetkik özelliği taşıyan geniş monografileri, zaman içinde yayımlanan mühim eserleri tanıtan tenkit ve bibliyografya yazıları, edebiyat târihimizde zirveleşmiş bâzı şahsiyetlerin geniş biyografileri yer almıştır.
Kitap âhenkli bir tasnif ve ince bir dikkatle hazırlanmıştır. Kitabın neşri husûsunda her türlü maddî ve mânevî fedâkârlığı göze alan Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı idârecilerine, baskıya hazırlayan Said Başer Beyefendiye Türk kültürü adına teşekkür ederiz.”
İkinci baskının takdimi Prof. Dr. Kâzım Yetiş tarafından kaleme alınmıştır. Kültür Köprüsü’ndeki bütün makaleleri yeniden okuyan ve kontrolünü yapan Prof. Yetiş, mufassal takdiminin sonunda şöyle demektedir:
“Kültür Köprüsü, bize sâdece geçmişte yaşamış, geçmişin sisleri arasında kalmış kişileri, edebî şahsiyetleri, olayları değil; o şahsiyetleri, onların eserlerini günümüze taşıyan; geçmiş yıllarda kalmış güzellikleri, bizim olan, bize âit, bizi anlatan değerleri bir hazîne arayıcısı titizliği ile bulup çıkaran, mânâlandıran; günümüze-taşıyıp yaşadığımız sıkıntıları, buhranları onlarla gidermeye çalışan, millî varlığın akışındaki bozulmaları, sapmaları giderme gayreti içinde olan, geçmişi gün, günü geçmişle yaşanan zamânın şartlarına göre izdivaç ettiren bir köprüdür. Tabiî dikkatle okunup düşünülse bu söylenenlerin farkına varılacaktır. Her şeyin alt üst, karmakarışık, allak bullak olduğu bir dönemde umalım ki Kültür Köprüsü en azından zihinlerimizde her şeyi yerli yerine oturtsun. Kafalardaki anarşiyi gidersin. Bu bakımdan da buradaki yazılardan ve Banarlı’nın büyük bir emek mahsulü bir araya getirilen diğer kitaplardaki yazılarından ve ilerde kitaplaşacak olanlardan böyle bir hizmeti beklemek hiç de yanlış olmaz.”
Türk edebiyatının temel eserlerinden biri olan Kültür Köprüsü, her münevverin kütüphanesinde bulunması gereken ve mühim tespitler, tahliller ihtiva eden çok kıymetli bir eser. Edebiyat meraklılarına tavsiye ediyorum.
(Kültür Köprüsü, Nihad Sâmi Banarlı, Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı, Peykhane Sokağı, No. 3 Çemberlitaş- İstanbul, Tel. 0 212 5162356-5189209, www.kubbealti.org.tr)
-, www.mehmetnuriyardim.com
Yazarın Web Adresi
[Yazdır] [Yorum Ekle]
Yazarın Bütün Yazıları
Eklenme Tarihi: 07.06.2007 Ekleyen: mehmetnuri
BU YAZI/HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Yorumlayan: mnihatmalkoc Tarih: [Sil] [Düzenle]
“KÜLTÜR KÖPRÜSÜ” ÜZERİNE
“KÜLTÜR KÖPRÜSÜ” ÜZERİNE Köprü, maddi anlamda iki karşı kıyıyı birbirine bağlayan bir rabıtadır. Köprüler kopuk yakaları birbiriyle birleştirirler. Bu şekilde insanlar rahat bir biçimde gidiş gelişlerini gerçekleştirirler. Böylelikle dostlar birbirleriyle kavuşurlar. Güçler bir ve beraber oldukça emniyet hâsıl olur. Malum olduğu üzere, ayrılık hayra alamet değil hiçbir zaman… Bu hususta “Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır” ilahi hakikatini göz ardı etmemeliyiz. Köprüler ayrılıklara ‘dur’ diyen, kavuşmaları sağlayan maddi vasıtalardır. Köprü olmayan yerlerde birlik ve beraberlik sağlanamaz. Parçalanmış güçler güç kaybını da beraberinde getirir. İşte öyle de manevi ayrılıkları izale eden köprüler de vardır hayatta. Bunlar gönülleri birbirine bağlayan ve tek yürek olmayı sağlayan vasıtalardır. Milletlerin geçmişle olan bağlarını berk tutan bu manevi köprüler, maddi köprülerden daha lüzumludur. Son yüzyılda milletler büyük bir değişimin ve dönüşümün arifesindedir. Dünle bugün birbirinden hayli uzaklaştırılmıştır. Bu ‘dedeyle torunu birbirini anlamaz, tanımaz ve kabul etmez’ hale getirmenin planlı bir sonucudur. Türk milleti üzerinde oyun oynayan ve çıkar siyaseti güdenler, kültürel değerlerimizi unutturup manevi bağları tek tek koparmanın çirkef mücadelesini vermektedirler. Ne yazık ki bunda da bir hayli yol almışlardır. Türk milleti tarihinden ve kültüründen koparılmış, suni bir tarih ve kültür oluşturulmuştur. Binlerce yıllık medeniyet, popüler kültüre kurban edilmiştir. Milletimizin hafızası, genlerimizle uyuşmayan, yeni ve gayri milli bir kalıba koyularak hilkat garibesi bir kombinezon oluşturulmuştur. Nihat Sami Banarlı, bence gelmiş geçmiş en iyi edebiyat tarihçilerinden ve kültür adamlarındandır. Bu değerli şahsın kaleminden çıkan “Resimli Türk Edebiyatı Tarihi” isimli eserin emsali yoktur. Ya “Türkçenin Sırları”na ne dersiniz? Ben Banarlı’nın her eserini büyük bir güvenle ve beğeniyle okumuşum. Okurken ‘acaba’ sözü aklıma gelmemiştir hiçbir zaman. Çünkü maziye dair kültür coğrafyasını onun gözüyle temaşa etmek sağlıklı neticelere varmamı sağlamıştır hep… Banarlı, beni yanıltmamıştır. Beni ceddimin onlarca asırlık katıksız değerlerine götürmüştür. O, her zaman kültür emperyalizminin karşısında olmuştur. Kıymetli edebiyat tarihçisi ve kültür adamı Nihat Sami Banarlı’nın yıllar evvel okuduğum “Kültür Köprüsü” adlı kıymetli eseri, manevi köprüleri atılmış bir neslin geçmişiyle yüzleşmesini ve bin yıllık kültürel değerleriyle buluşmasını sağlıyor. Kitapla ilgili olarak ifade edilen şu tanıtım sözleri bunu teyit eder niteliktedir: “Süleyman Çelebi’den Nef’i ve Şeyhi’ye; bütün yönleriyle fetih hadisesi, Fatih ve fethin manevi mimarlarına; Fuzuli’den Baki ve Nedim’e; şair/sanatçı kimliklerinin yanı sıra pek bilinmeyen insani taraflarıyla Erzurumlu Emrah’tan Ziya Paşa, Abdülhak Hamid, Namık Kemal ve Tevfik Fikret’e; Yahya Kemal’den Süleyman Nazif ve müstesna bir yer ayırdığı Mehmed Akif’e; Türk dostu şarkiyatçıların portrelerinden Gandhi’ye kadar uzanan kuşatıcı bir bakışla Nihad Sami Banarlı; asırlar evvelinden günümüze uzanan bir ‘Kültür Köprüsü’ inşa ediyor.” Kültür Köprüsü’nden geçenler, yani bu kıymetli eseri dikkatle okuyanlar, bugünle dün arasında sağlıklı mukayese yapma imkânına kavuşacaklardır. Zira bu eserde ifade edilenler, milletimizin nasıl bir kültürel zenginlikten geldiğini açıkça göstermektedir. Şuurlu okuyucular bunu rahatlıkla göreceklerdir. Aynı zamanda damarlarımızda zehir misali dolaşan bugünkü kozmopolit kültürün ne kadar zayıf ve bizden uzak olduğunun farkına varacaklardır. Bu eser kültür ve medeniyetimizin bir çeşit hakikat pazarı hükmündedir. Bu pazardan alışveriş yapanların bozuk ve hileli mal alma ihtimalleri yoktur. Onlar pazardan eve dönünce ağır sözlerle söylenmeyeceklerdir. Aksine gerçekle sahteyi ayırt edip bugüne kadar kandırılmış, uyutulmuş olmalarının farkına varacaklardır. Geç de olsa basiret gözleri açıldığı için Banarlı’ya dua edeceklerdir. Aynı zamanda cedleriyle bir kez daha gurur duyacaklardır. Göçebe diye yutturulan ve aşağılanan milletimizin aslında çok büyük bir kültür harmanı ve dağarcığı oluşturdukları gerçeğini bizzat örneklerle göreceklerdir. Banarlı’nın bütün yazıları zengin bir içeriğe sahiptir. Çünkü o, çok zengin bir entelektüel birikimi olan ender aydınlardan biriydi. ‘Kültür Köprüsü’ Banarlı’nın vaktiyle değişik dergi ve gazetelerde yayınlanan yazılarından oluşturulmuştur. Bu yönüyle bir çeşit derlemedir. Mevlâna Celâleddin Rumî, Süleyman Çelebi, Fuzuli, Baki, Nedim, Naili, Emrah, Ziya Paşa, Namık Kemal, Muallim Naci, Recâizâde Mahmut Ekrem, Tevfik Fikret, Süleyman Nazif, Yahya Kemal, Mehmet Akif Ersoy, Abdülhak Şinasi Hisar, Reşat Nuri Güntekin, Orhan Seyfi Orhon, Faruk Nafiz Çamlıbel gibi onlarca isim bu eserde bir kuyumcu titizliğiyle işlenmektedir. Onların milli kültürümüze katkıları örneklerle sıralanmaktadır. Bunlarla Osmanlı’nın ve onun devamı olan Türkiye’nin kültür ve medeniyet haritası çizilmektedir. Bu kıymetli eserle, ana sütü gibi ak ve bizden olan kültür mirasımız, içinden çıktığı topraklara, yani evine döndürülerek öz evlatlarıyla buluşturulmaktadır. İlk baskısı 1985 senesinde yapılan ve zaman içerisinde değişik yayınevleri tarafından yayınlanan bu kıymetli eseri son olarak Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı yeni bir anlayışla, Kâzım Yetiş’in uzun ve tafsilatlı takdimiyle 560 sayfaya çıkararak ikinci kez neşredip, gençlerin ve kendini aydın sayanların, bu yolda yürüyen çilekeşlerin hizmetine sunmuştur. Bu Kültür Köprüsü’nden her aydın mutlaka geçmelidir. Bu eserin olmadığı kütüphane kanımca eksiktir. Değerli dost, Mehmet Nuri Yardım'ın bu kıymetli yazısına ben de 'zeyl' mahiyetinde birşeyler yazmak istedim. Yardım'ın bu güzel tanıtım yazısı yeni neslin bu kıymetli eseri okumasını teşvik edecektir. M.NİHAT MALKOÇ
www.sanatalemi.net
8.6.2007
|
| Eklenme Tarihi: 08.06.2007 |
|
| |
HAKKINDA YAZILANLAR |
|
|
| |
| |
SİZİN YORUMLARINIZ |
|
|
|