Kitap adı : Kayıp İstasyon
Yazarı : Mehmet Nuri Yardım
Yayınevi : Şule Yayınları
Sayfa : 264
Baskı Tarihi : Aralık 2005
Safiye Erol, Ziya Osman Saba, Abdülhak Şinasi Hisar, Nahit Sırrı Örik, Osman Cemal Kaygılı, Sermet Muhtar Alus, Safiye Erol, Refi Cevat Ulunay, Nihad Sâmi Banarlı, Ercüment Ekrem Talu, Hamamizade İhsan, Sofi Huri, Fazıl Ahmet Aykaç... Türk edebiyatının kayıp istasyonları...
Mehmet Nuri Yardım... Yitik değerlerin, kayıp edebiyatçıların peşine düşen, onları bir vazife şuuruyla ortaya çıkarıp yeniden hatırlatan yorulmaz bir araştırmacı....
Ve “Kayıp İstasyon” vefanın edebiyata dönüşü...
Yazar, kitabın önsözünde şu satırlara yer veriyor: “Şükürler olsun ki, son yıllarda artık unutkanlık hastalığından kurtulmaya, vefasızlığı terk etmeye ve kadirbilir olmaya başladık. Edebiyatımızın yüz akı olan bir çok eski şair ve yazara dikkatler yeniden yöneliyor. Bereketli bir kaynağa sahip olduğumuzun şuuruna ve farkına vardık.Artık genç şair ve yazarlar sadece bugünkü verimlerle yetinmiyor, dünkü edebî mahsullere de uzanıyor ve onlardan da yararlanıyor. Yahya Kemal’in “kökü mâzide olan âtî” anlayışına uygun olarak gelenekten beslenen ama geleceğe de uzanan yerli, millî, uyanık ve sahici bir edebiyat nesli oluşuyor. Bu tabiî ki çok sevindirici bir gelişme. Köklerimizden beslendiğimiz zaman mükemmel eserler verebileceğiz.”
Yardım, önsözün son bölümünde okuyuculara araştırmalarının devam edeceğini söylüyor. Hayatını kıymetli yazar ve şairleri arayıp bulma yolunda harcayacağının işaretini veriyor:
“Bu çalışmalardan sonra kayıp istasyona ulaşabildik mi? Artık arayış sona mı erdi? Hayır, asla! Bizim daha onlarca kayıp istasyonumuz, yüzlerce yitik trenimiz ve binlerce meçhul yolcumuz vardır. Hepsini arayıp bulmamız, onlara ulaşmamız lâzım. Eski yazarlarımızı hayat hikâyeleriyle, fikirleriyle, yaşadıkları mâceraları ve eserleriyle günümüze taşımamız gerek. Çünkü sessizlikleriyle insanı ötelere çağıran hüzünlü mekânlardır istasyonlar. Kara vagonlara binip bembeyaz ufuklara açılmak ve ruhlarını ebediyet iksiriyle doyurmak isteyen binlerce, on binlerce, yüz binlerce edebiyat yolcusu vardır. Dolayısıyla elimizde kazma, edebiyatın sert ve işlenmemiş topraklarındaki arkeolojik kazılara devam edeceğiz. Bu da bir hayat boyu çalışma demektir. Eh, kısacık ömrü böyle hayırlı bir hizmete adamak fena olmaz bence, ne dersiniz?”
|