ANASAYFA
  Haberler/Etkinlikler
  Kitaplarım
  Gazetelerde Çıkan Yazılarım
  Dergi Yazılarım
  Yaptığım Röportajlar
  Konuşmalarım
  sanatalemi.net yazılarım
  Katıldığım programlar
  Hakkımızda
 
 
  Telefon Rehberim
  Önemli Siteler
 

[Tüm Duyurular] 

ZİYA NUR AKSUN HAKKA YÜRÜDÜ   Bilge Tarihçi Ziya Nur Aksun bu sabah vefat etti. Allah rahmet eylesin. Ayrıntılı bilgiler, haberler bölümünde ve Sanatalemi.net sitesinde. / 06.09.2010
REFERANDUM YAZISI   12 Eylül'de yapılacak olan Anayasa Mahkemesi Oylaması'yla ilgili yazı, Haberler bölümünde... / 01.09.2010
EDEBİYATIMIZIN GÜLERYÜZÜ  Edebiyatımızın Güleryüzü kitabımızın 5. baskısı Selis Yayınları arasında yapıldı. / 04.02.2010
 
eyup :  Allah rahmet etsin, yakınlarına da sabr-ı cemil niyaz etsin.
 
ferudun çınar :  Değerli hocam, sizleri tevafuken tanıma fırsatı buldum ve "sefertası" kitabınızı okudum. Her okuyucunun mutlaka kendiyle özdeştirbileceği birden fa
 
NUR ODYAKMAZ :  AŞI YAPMAK LAZIM Her bebek, bir melek misali saf ve günahsız olarak dünya'ya gözlerini açar. Aile,yaşam şartları ve genler yaş ilerledikçe onun karek
 

[Tüm Resimler] 

[Tüm Siteler] 

  Yasin Aktay
  Sefertası Hareketi
  Mega Eğitim
  Çanakkale 1915
  İsmail Çetişli Prof. Dr.

Tavsiye Et

Adınız

Arkadaşınızın Adı

Arkadaşınızın Maili

Muhterem Yüceyılmaz ile Mülâkat Mehmet Nuri Yardım
Hikâye ve romanlarından yıllardan beri tanıdığımız, ESKADER’in kurucularından ve Sanatalemi.net’in yazarlarından olan Muhterem Yüceyılmaz, günümüz Türk edebiyatının önemli ve seçkin isimlerindendir. Ama bazı yazarlar gibi sadece köşesine çekilip yazı yazan münzevî bir edebiyatçı değil o. Aksine son derece sosyal ve medeni münasebetleri iyi bir kalem ustası ve gönül insanıdır. ESKADER’in ağır yükünü kaldıranlardan biri de Yüceyılmaz’dır. Köşe yazısının yanı sıra derneğin yönetim toplantılarına en sık devam eden yazarımız ESKADER’in Genel Başkan Yardımcılığını en ideal bir şekilde gerçekleştirmektedir. Bununla da yetinmeyen Yüceyılmaz, iki yıldan beri derneğimizin mütevazı mekânında “yazı dersleri” vermektedir. Burada yetişen ve Muhterem Hoca’nın rahle-i tedrisinden geçen bazı gençlerimiz bugün makale, deneme ve hikâyelerini yazmakta ve yayımlatmaktadır. Biz, 6 Mart 2010 tarihinde yeniden başlayacak olan “Yazı Dersi” kursu hakkında Muhterem Yüceyılmaz ile bir görüşme yapmak istedik. Sağolsun, kırmadı ve sorularımıza cevap verdi. Bu mülâkatın edebiyatımıza ve yazı dünyamıza ciddî katkılar sağlayacağını düşünüyorum. Bu güzel duygularla mülâkatımızı okuyucularımıza sunuyorum.


MEHMET NURİ YARDIM: Efendim ESKADER bünyesinde iki yıldan beri “yazı dersleri” kursu veriyorsunuz. Öncelikle şunu öğrenmek istiyorum. Yazı yazma kabiliyeti bu tür kurslarla gelişebilir mi? Yoksa yazma yeteneği yaratılıştan gelen bir özellik midir?


MUHTEREM YÜCEYILMAZ: Sorunuz ilk bakışta içinde bir çelişkiyi barındırıyor gibi. Ama öyle değil. Hepimiz şu veya bu şekilde bir kabiliyetle donanmış olarak doğarız. Yazma, müzik veya resim, her neyse eğer doğuştan kişiye lutfedilmişse bunu fark edemeden yaşlanıp gitmek çok acı. Yok eğer farkına varılmış ve önemsenmemişse daha da acı. Yetenek denen özellik, üzerinde işlenmedikçe solar, kaybolur, dumura uğrar. Onu şekillendirip ortaya çıkarmak için bir merciye mutlaka ihtiyaç vardır. Bunu da kurslar yapar. Bu tür sanat kursları, heveslilerinin, meraklılarının çabalarında izleyecekleri yolu kısaltır. Söz gelimi, beş yılda geleceği düzeye iki yılda veya bir yılda gelebilir. Bu da iyi bir şeydir.


YARDIM: Yazı yazmak nasıl bir duygu? Geçmişte bazı edebiyatçılar “yazmasaydım ölecektim” mealinde sözler söylemiş. Bir insan yazmaya bu kadar tutku derecesinde bağlanabilir mi?


YÜCEYILMAZ: Yazmak, insana yaşadığını hissettiren, yaşama arzusunu körükleyen bir duygudur. Kendi anadilinizde doğup yoğrulmuşsunuz; sürekli fikir ve kelimelerin cereyanı arasında yaşıyorsunuz. Kelimeler bazen sadece kendileri, bazen kendilerinden çok daha büyük anlam ve kavramlarıyla geliyorlar. Sürekli cümleler, paragraflar akıyor zihninizden. Bütün bu heyecanlı lisan trafiğini bir şekilde dışınızdaki dünyayla paylaşma ihtiyacındasınız. Onları yazıya dökülmüş fikirler, duygular olarak aktaramamak sıkıntı verir. Tutku derecesinde bağlanılır mı? Evet, bağlanılır. Böyle diyenleri anlayabiliyorum. Ama yazma işini belli bir program sürekliliğine oturtabildikten sonra mesele yok. Önemli olan, yazı ile hayat arasında bir denge kurabilmek.


YARDIM: Siz yazı kursunda daha çok hangi hususlar üzerinde duruyorsunuz? Muhteva mı, şekil mi, metod mu yoksa gramer mi?


YÜCEYILMAZ: ESKADER’deki yazı atölyemizde yazma eylemini bir bütün olarak ele alıyoruz. Yazmaya değer olanı anlamaya çalışıyoruz öncelikle. Sadece yazmış olmak, meramımızı anlatabilmiş olmak değil derdimiz. Biz orada ‘en iyi nasıl ifadelendirebilirim?’ sorusuna cevap arıyoruz. Çeşitli yazma disiplinlerini inceliyoruz. Hikâye diliyle bir makalenin dili aynı olamayacağı gibi, her disiplinin de kursa katılanların mizaçları açısından bir olamayacağını anlatıyoruz. Kendilerini keşfetmesini arzuluyoruz. Metod veya şekil, kişiden kişiye değişen bir olgudur. Fakat değişmeyen bir ortak zemin var ki o da Türkçe’nin grameridir. Olmazsa olmazlara önem veriyoruz. Noktalama işaretleri, cümle dizilişlerinin sırları, ve buna benzer daha pek çok konuyu ele alıyoruz. Türkçe’de yapılan harcıâlem yanlışları teşhis ederek gündeme getiriyor, tartışıyoruz.


YARDIM: Kurs esnasında öğrencilerin yazdığı metinler üzerinde duruyor musunuz? Yani uygulamalı mı geçiyor dersler?


YÜCEYILMAZ: Öğrencilerin yazıp getirdikleri metinleri okuyor ve kendilerine görüşümüzü zaman zaman bildiriyoruz. Kurslar esnasında bazen doğaçlama olarak belli bir konuda yazı yazmayı hep beraber deniyoruz. O kısa sürede inanması zor güzellikte paragraflar ortaya çıktığı oluyor. Bazen de tam tersi oluyor. Çay, simit eşliğinde dostane bir ortamda birbirimizi eleştirip fikir alışverişinde bulunuyoruz. Yazı denen uğraş bu çalışmalar esnasında bizlere gizlerini, ip uçlarını veriyor.


YARDIM: Yazmaya meraklı olanlar daha çok edebiyatın hangi türüne ilgi gösteriyorlar? Deneme mi, hikâye mi, makale mi, roman mı? Veya bunların dışında günlük, hâtıra vs. gibi türlere mi eğilim gösteriyorlar?


YÜCEYILMAZ: Kurslara katılanların bir kısmı yazı çalışmalarında kendilerini yazıyla ifade etmeyi amaçlıyorlar. Bu da insanın en doğal ihtiyacıdır. Yazarken karmaşık duyguların da bir nevi tutanağı ortaya çıkıyor. Kişiler böylece yazma işleminde süzgeç mekanizmasının farkına varıyorlar. Deneme türünün ne kadar zor bir tarz olduğunu kendi deneyimleriyle anlama imkânı bulan bu öğrenciler, deneme yazarlarının eserlerine daha dikkatle eğilmeğe başlıyorlar.

Yazmaya hevesli ve az çok kararlı olanlarsa hikâye ve romanı merak ediyorlar. Hatıralarını kaleme almak isteyenlerin sayısı da hayli kabarık. Öznelden yola çıkarak bu hatıraların okuyucuyu ne kadar ve hangi bağlamda ilgilendireceği üzerinde konuşuyoruz. Hatıra mı ifşa mı, iç dökme mi, yoksa sadece kayda geçirme mi meramımız, bunu tahlil etmeğe çalışıyorlar.


YARDIM: Kursların sonunda öğrencilerinizde nasıl bir gelişme görüyorsunuz. Bu konuda bize bir değerlendirme yapabilir misiniz?


YÜCEYILMAZ: Kursların sonunda belki istedikleri gibi bir hikaye veya roman elbette hemen ortaya çıkacak değil. Fakat en azından her hangi bir konudaki fikirleri üzerine bir makale kaleme almış oluyorlar. Bununla beraber, hikâye türünde kendilerini ortaya koymaya çalışan ve bu uğurda ciddi çaba sarf edenler de bize ümit veriyorlar. Kursların sonunda birer ESKADER sertifikası aldıkları zaman yazı yazmanın nasıl bir tecrübe olduğunu anladıklarını zannediyorum.


YARDIM: Sanırım öğrencileri Türk edebiyatının klâsiklerine doğru da yönlendiriyorsunuz? İyi yazarların güzel eserlerini okutuyorsunuz? Bu konuda nasıl bir yol takip ediyorsunuz?


YÜCEYILMAZ: Şimdi şunu açık seçik belirtmek gerekiyor: Okumadan, okuma küpünü doldurmadan yazmak, yazabilmek ancak dahiler işidir. Şayet bu kursların sonunda yazı dünyasına adım atılacaksa sağlam bir dil şuuru olmadan, Türkçe’nin ahenk zevkine varmadan yazmaya girişmek boş gayrettir. Öncelikle, bizim kendi klasiklerimizi görmüş, incelemiş olmamız şart. Yazılmış nice güzel eserlerimizden bazılarını ESKADER kurslarında okuyup geliyoruz. Önemli sayfaları seçiyor ve bu pasajları ele alıyoruz. Her hafta edebiyatımızın önemli bir yazarını, şayet konumuz hikâye ise meselâ, Ömer Seyfettin’den, veya Refik Halit Karay’dan, Sait Faik’ten örneklerle zenginleştiriyoruz. Yok eğer roman üzerine fikir sahibi olacaksak o hafta bir romanımızı ele alıyoruz. Kimi zaman Safiye Erol oluyor misafirimiz, kimi zaman Abdülhak Şinasi Hisar. Sabahattin Ali’nin pek hatırlanmayan romanı Kürk Mantolu Madonna’sı, Reşat Nuri’nin Damga’sı ve daha birçok unutulmaz değerli eserimizi yazı dünyamızın zenginlikleri arasına katıyoruz. Edebiyat ve yazı âlemi esasen farkında olmayı, bilmeyi gerektiriyor. Bu böyle.


YARDIM: Türk edebiyatında okunması gereken hikâyeci, romancı ve diğer tür yazarlarından bahseder misiniz? En çok hangi yazarları tavsiye edersiniz? Sizden ilk elde okunması gereken on yazar listesi istense kimleri tavsiye edersiniz?


YÜCEYILMAZ: Bizim edebiyatımızın pek çok yıldızları vardır. Her biri sözünü Türkçe’nin en güzeliyle söylemiş ve geleceğe Türkçe’nin kaydını düşmüşlerdir. İçlerinden sadece on tanesiyle sınırlı kalmak bir edebiyat heveslisinin kendine yapacağı en büyük haksızlıktır diye düşünüyorum. Ama illâ da on isim derseniz benim listemde: Sağlam bir Türkçe disipliniyle tarih şuuruna vurgu yapan Sâmiha Ayverdi, Safiye Erol, medeniyetimizin kayıtçısı, incelikler efendisi Abdülhak Şinasi Hisar, yine medeniyetimizin hasretli bekçisi Ahmet Hamdi Tanpınar; nesir de de şiirindeki tadı veren Yahya Kemal, Peyami Safa, Mehmed Rauf var. Hikâyeleştirmenin ünlü üç ustası Ömer Seyfeddin, Refik Halid Karay ve Sait Faik’tir. Bizim bütün tarihî, millî, sosyal kodlarımız bu on ismin eserlerinde mevcuttur bana göre. On isimle sınırlı kalmayalım derim. Sabahattin Ali, Halide Edip ve daha pek çoklarını da hatırlamak lâzım.


YARDIM: Anadolu’da bulunan, böyle bir kursa devam etme imkânı bulamadığı halde yazmaya meraklı olanlara neler tavsiye edersiniz? Ne yapsınlar, kimleri okusunlar, nasıl bir metoda başvursunlar?


YÜCEYILMAZ: Anadolu deyince aklıma hep Yahya Kemal’in Eğil Dağlar isimli kitabındaki “Kurdun Dişisi” yazısı hatırıma gelir. Oraların hukuku, hükmü edebiyatta galiba hep kendince işlemiş. Mahrumiyette yetişen çiçekler daha bir renkli oluyor her zaman. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlerin uzağında bir sanat duygusuyla doğmuş olanlar için her zaman bir yol vardır. İstemek, başlamak yeter. Internet kolaylığı erişimde çığır açtı. İnsanlar artık istedikleri kuruluşa, yazara, sanatçıya rahatlıkla ulaşabiliyorlar. Sanatalemi.net sitesi de bu alandaki ihtiyaca cevap verecek kalitede. Ayrıca çeşitli edebiyat dergileri de bu hizmete yönelik yardımcılardır diye düşünüyorum. Bir dergiyi, bir gazeteyi takip etmek okul gibidir. Gerek Sanatalemi.net’e, gerekse ESKADER kurslarına tüm sanatseverleri bekliyoruz.


YARDIM: Günümüzün değerli hikâyeci ve romancılarındansınız. Bütün eserleriniz daha önce farklı yayınevlerinden çıkıyordu. Ama bu sıralarda yeni bir yayınevi ile anlaştığınızı biliyoruz. Bütün eserlerinizi neşredecek olan Bilgeoğuz Yayınları, ilk olarak yeni hikâyelerinizden oluşan Kahve Molası isimli eserinizi yayımladı. Şimdi hangi kitaplarınız günışığına çıkacak?


YÜCEYILMAZ: Evet, Bilgeoğuz yayınları bana kapılarını açtı. Kahve Molası, son hikayelerimden otuzbeşini kapsıyor. Ardından, yayınevine teslim ettiğim bir başka kitap var, deneme türünde. İnşallah gerisi de gelecek diye umuyorum.


YARDIM: Verdiğiniz cevaplar için size çok teşekkür ederim.


YÜCEYILMAZ: Ben teşekkür ederim.





27.02.2010 09:49:00



YAPILAN YORUMLAR

serap öztuncer - Sevgili Hocam Muhterem Yüceyılmaz'a saygıyla... Serap Öztuncer
Bu güzel mülakat için Muhterem Hanım'a ve Mehmet Nuri Bey'e teşekkür ederim. Bende hocamın rahle-i tedrisinden geçenler arasında bulunuyorum. Gerçekten çok dostane bir hava içinde geçen kurslarımızda, kendinizi adeta bir aile ortamı içersinde hissediyorsunuz. Bütün güzel hasletleri içinde barındıran insanların bir araya toplandığı yerdir ESKADAER. Elbette böyle güzel insanların birarada olduğu yerde de güzel ve faydalı işler yapılır. Bu yapılan işlerle de insanların ruhları doyuma ulaşıyor. Oradan büyük bir mutluluk içinde ayrılıyorsunuz. Hocamız büyük bir fedekarlık örneği göstererek bütün bilgilerini bize aktarmaktadır.Tüm içtenliğiyle bizleri eğitme çabası gösterirken, hocamızın o güzel ruhunu suretinde görmemek mümkün değil. O güzel ruh mimiklere ancak bu kadar güzel yansır. Hocama sevgilerimi sunarken Mehmet Nuri Yardım Bey'e de en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Bu güzel mekanda bizleri biraraya getirdiği ve bu kadar kıymetli insanları tanıma fırsatını bizlere sunduğu için. Ömürleri uzun ve bereket içinde olsun. ESKADER'de uzun yıllar böyle faydalı işlere imza atarak, unutulmuş değerlerimizi halkımıza hatırlatarak, geçmişimizden kopmamamızı sağlar inşallah...Serap Öztuncer
27.02.2010 21:17:00



Eklenme Tarihi: 06.03.2010

 

 

HAKKINDA YAZILANLAR

 
 

SİZİN YORUMLARINIZ

 

 

 

 
  Bugün: 2
  Dün : 243
  Toplam : 582.685
 

Tasarım : Ajans56.com