ANASAYFA
  Haberler/Etkinlikler
  Kitaplarım
  Gazetelerde Çıkan Yazılarım
  Dergi Yazılarım
  Yaptığım Röportajlar
  Konuşmalarım
  sanatalemi.net yazılarım
  Katıldığım programlar
  Hakkımızda
 
 
  Telefon Rehberim
  Önemli Siteler
 

[Tüm Duyurular] 

ZİYA NUR AKSUN HAKKA YÜRÜDÜ   Bilge Tarihçi Ziya Nur Aksun bu sabah vefat etti. Allah rahmet eylesin. Ayrıntılı bilgiler, haberler bölümünde ve Sanatalemi.net sitesinde. / 06.09.2010
REFERANDUM YAZISI   12 Eylül'de yapılacak olan Anayasa Mahkemesi Oylaması'yla ilgili yazı, Haberler bölümünde... / 01.09.2010
EDEBİYATIMIZIN GÜLERYÜZÜ  Edebiyatımızın Güleryüzü kitabımızın 5. baskısı Selis Yayınları arasında yapıldı. / 04.02.2010
 
eyup :  Allah rahmet etsin, yakınlarına da sabr-ı cemil niyaz etsin.
 
ferudun çınar :  Değerli hocam, sizleri tevafuken tanıma fırsatı buldum ve "sefertası" kitabınızı okudum. Her okuyucunun mutlaka kendiyle özdeştirbileceği birden fa
 
NUR ODYAKMAZ :  AŞI YAPMAK LAZIM Her bebek, bir melek misali saf ve günahsız olarak dünya'ya gözlerini açar. Aile,yaşam şartları ve genler yaş ilerledikçe onun karek
 

[Tüm Resimler] 

[Tüm Siteler] 

  Yasin Aktay
  Sefertası Hareketi
  Mega Eğitim
  Çanakkale 1915
  İsmail Çetişli Prof. Dr.

Tavsiye Et

Adınız

Arkadaşınızın Adı

Arkadaşınızın Maili

Bâbıâli Sohbetleri
4 Mart 2010 Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin iki yılını tamamladığı ve üçüncü senesine girdiği önemli bir tarih. Bugüne kadar pek çok kültür ve sanat faaliyetine imza atan ESKADER yöneticilerinin dün yeni bir hizmeti daha başladı: “Bâbıâli Sohbetleri”…
Temelini 1996 yılında Fındıkzade’de iki arkadaşımla birlikte kurduğumuz İstanbul Yayıncılık’ta attığımız, daha sonra Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nin hizmet verdiği Kızlarağası Medresesi’nde devam ettirdiğimiz, ardından başka dostlarımız tarafından da konuşulan, hatta projelendirilen bu hizmetin çerçevesi ve muhtevası da genişletilmiş bulunuyor. Sadece basın sohbetleri olmayacak bu toplantıda. Yalnızca gazeteciler katılmayacak. Aynı zamanda kültür, sanat ve edebiyat muhabbetleri de yaşanacak. Sinemadan ebruya, şiirden resme, minyatürden tarihe, dergicilikten yayıncılığa kadar her konu sohbetin gündemini teşkil edebilecek.
İlki hayırlısıyla dün yapıldı ve şükürler olsun ki, çok güzel geçti. Attilâ İlhan, “Türkiye’nin kalbi İstanbul’da, İstanbul’un kalbi Bâbıâli’de atar.” demişti. Bu hüküm çok doğrudur. Osmanlı’da siyasî iradenin payitahtı kabul edilen Bâbıâli, daha sonra basın dünyasının ve yayın âleminin de merkezi olmuştur. Gazeteler burada çıkmış, dergiler bu caddelerdeki binalarda hazırlanmış, kitaplar bu semtin ara sokaklarındaki matbaalarda basılıp vatan sathına yayılmıştır. Basın ve yayının mihveri olan Cağaloğlu, bir çok fikrî faaliyetin de başladığı nokta, filizlendiği bereketli toprak kabul edilmiştir.
İlim, fikir, edebiyat, dil, tarih, mûsikî ve diğer sanat dallarında yıllar boyu odak mekânlar teşekkül etmiştir. Osmanlı’da daha ziyade saray çevresinde gelişen bu hareketler Tanzimat’ın ardından şekil değiştirmiş ve sivilleşmiştir. Şair ve yazarlar kendi aralarında kahvehanelerde, pastanelerde ve diğer mekânlarda bir araya gelerek görüşmüş ve muhtelif konular hakkında fikirlerini beyan etmişlerdir. Hatta bazı edebî hareketler buralarda canlılık kazanmış ve kuvvet bulmuştur.
Cumhuriyet döneminde Beyazıt Camii civarındaki “Küllük” bu sanat mahfillerinin öncülerinden kabul edilir. “Acem’in Kahvesi” ve daha sonra Beyazıt’taki “Marmara Kıraathanesi” de benzer bir misyonu üstlenmiş serbest kurumlardır. Ben bu efsane kahvehanenin en son müdavimlerindenim diyebilirim. Ama Marmara 1980’li yılların başında, artık o eski saltanatlı devrini tamamlamış bulunuyordu. Öğrencilik yıllarımızda Çorlulu Ali Paşa Medresesi’nde daha ziyade “Erenler” olarak adlandırılan bir kahvemiz vardı ve biz edebiyatçılar genelde oraya “takılırdık.” Sonra İLESAM öne çıktı. Mehmed Niyazi Bey orada halka oluştururdu. Yazarlar Birliği ve Türkocağı da benzer kültürel hizmetler için mekân oldular. Mustafa Kutlu’nun sohbetleri yıllarca genç edebiyatçıları besledi, durdu. Yaklaşık altı yedi yıl önce Kızlarağası Medresesi’nde “Yazarlar Buluşması” adıyla bir sohbet halkası başlatmıştık. Ve bu faaliyet de yaklaşık bir yıl sürmüştü. Çok da faydalı olmuştu. Bir çok yazar dostumuz o kubbeli odada birbiriyle tanıştı, görüştü; hatta birlikte projeler geliştirildi, samimi arkadaşlıklar kuruldu.
Bu tarz mekânlara her zaman büyük ihtiyaç duyulduğu âşikâr. Bu zaruri ihtiyacı, geçen yıl 1. ESKADER Ödülleri töreninde, Cağaloğlu’ndaki Kaynak Kültür Merkezi’nde bir daha hissetmiştik. Yaşayan efsane Marmaratörleri bir araya getirmiştik. Hakikaten tadı damağımızda kalan çok hoş bir sohbet gerçekleşmişti. Mehmet Şevket Eygi Bey, o gün bir temennide bulunmuş ve “Marmara Kıraathanesi” modelinin devam ettirilmesi gerektiğini söylemişti. Demek ki o candan istek bir duaya dönüştü ve “Bâbıâli Sohbetleri” dün itibariyle başlamış oldu.
Bu ilk sohbetin ayrıntılarına girmeyeceğim. Çünkü toplantıyı başından sonuna kadar dikkatle takip eden Sanatalemi.net yazar ve editörleri, zannediyorum ayrıntılı biçimde bu fikir şölenini kaleme alacaklardır. Ben sadece ana hususlar üzerinde fikirlerimi beyân edeceğim.
Öncelikle katılımın çok iyi olduğunu söylemek istiyorum. Yaklaşık 50-60 kişi gelip gitti. 20 civarında meraklı da toplantıyı sonuna kadar takip etti. Farklı meslek, meşrep ve yaş grubundan bir çok kültür ve sanat insanı bu toplantıya iştirak etti. Üç saat süren toplantıda çaylar ve bisküviler eşliğindeki ikrâm hiç aksamadı. Bu ikramı karşılayan ve mekân sahipliği yapan Timaş Kitap Kahvesi yöneticileri, bana göre kültür dünyamıza tarihî bir gün yaşattılar. Sağ olsunlar.
Sohbeti başlatırken öncelikle iki aksakalımıza söz verdim. Osman Akkuşak Hocamız ile Cevdet Akçalı Beyefendi… Her iki büyüğümüz bu tür buluşmaların çok faydalı olduğunu belirttiler ve bazı tavsiyelerde bulundular. Onlar zaten 1950’lerden beri bu tarz hayırlı faaliyetlerin âşinası idi. Akkuşak daha ziyade şahsi hayatından ve basındaki hizmetlerinden bahsederken, Cevdet Akçalı 1940’lı yıllarda kurdukları kültür derneğinden söz etti. Tanışmanın ardından sohbetler başladı. Türkçe ile başlanan sohbetin ana konularından biri “dil”di. Bu konuda Oğuz Çetinoğlu, Recep Arslan ve Ali Hakkoymaz konuştular, fikirlerini açıkladılar. Anma toplantıları dolayısıyla Ömer Seyfeddin, Sâmiha Ayverdi ve Vahid Çabuk gündeme geldi. Ömer Seyfeddin’in hikâyeciliğini, fikir dünyamızdaki yerini ve hayatını Muhterem Yüceyılmaz anlattı. Şerif Aydemir Sâmiha Ayverdi’nin gönül dünyamızdaki ve yüreğindeki yerini dile getirdi. Mehmet Fatih Can ise Vahid Çabuk ile olan yakınlığından ve merhumun çalışkanlığından bahsetti.
Gecenin en önemli ve üzerinde durulan mevzuu Bâbıâli’ydi. Giderek çehresi değiştirilen ve tarihî fonksiyonu yitmekte olan bu müstesna semtimiz hakkında herkes düşüncesini söyledi. Semtin kurtarılabilmesi için neler yapılabileceği hususları üzerinde uzun uzadıya duruldu. Bu konuyu gündeme taşıyan Tarih ve Düşünce dergimizin sahibi Mehmet Fatih Can’dı. Konuşmalar uzadıkça anlaşıldı ki, bu yaramızdan herkes muzdarip. Sadece yazarlar değil, yayıncılar da Bâbıâli’ye sahip çıkılması gerektiğini vurguladılar. Önümüzdeki hafta Bâbıâli’yi çok seven üç yazarımızın Beşir Ayvazoğlu, Gürbüz Azak ve Altan Deliorman’ın da dâvet edilerek mevzuun daha da derinleştirilmesi kararı verildi. Zaman zaman bazı konular üzerinde derinleşildi, bazen de daldan dala atlandı. Ama toplantının hareketli, heyecanlı ve istifadeli olduğu hususunda herkes müttefikti. Programın sonunda üç şairimiz toplantıyı taçlandırdı. Ali Hakkoymaz kendi şiiri ile Muhsin Demirel’in “Fetih” şiirini okudu. Şiiri âdeta yaşayan, hatta fethi dinleyicilere yaşatan Hakkoymaz büyük alkış aldı, takdir gördü. Harun Nihat kendi güzel şiirini seslendirirken Umut Bulut üstat Sezai Karakoç’un “Mona Roza”sını son derece samimi bir şekilde şiirseverlere hatırlattı.
“Bâbıâli Sohbetleri” her Perşembe akşamı yapılacak. Herkese açık olan bu toplantılara iştirak edenler, kültür hayatımızın en önemli meselelerini dinleme şansına erişebildikleri gibi, üstat yazar ve şairleri de daha yakından tanıma fırsatına kavuşacaklar. Bununla da sınırlı değil, getirecekleri tekliflerle de toplantının daha canlı kılınmasına katkıda bulunacaklar.
İstanbul’da yaşayan, kültüre ve sanata ilgi duyan, bu konularda derdi olan herkesi “Bâbıâli Sohbetleri”ne dâvet ediyorum. 12 Mart Perşembe akşamı buluşmak ümidi ve temennisiyle…

















Eklenme Tarihi: 06.03.2010

 

 

HAKKINDA YAZILANLAR

 
 

SİZİN YORUMLARINIZ

 

 

 

 
  Bugün: 4
  Dün : 243
  Toplam : 582.687
 

Tasarım : Ajans56.com