|
|
|
| Ömer Seyfeddin’i Anma Programı |
Millî hikâyecimiz Ömer Seyfeddin vefatının 90. yıldönümü dolayısıyla Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) tarafından düzenlenen bir programda anılacak. Hikâyecimiz için 6 Mart Cumartesi günü Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde bir anma toplantısı gerçekleştirilecek. Saat 13.00’te başlayacak olan toplantıda Ömer Seyfeddin hakkında önemli makalelere ve eserlere imza atan edebiyat hocalarından Prof. Dr. İnci Enginün, Prof. Dr. Sema Uğurcan ve Doç. Dr Muharrem Kaya konuşacaklar. Her üç akademisyen, Ömer Seyfeddin’in farklı yönleri üzerinde duracaklar. Millî hikâyecimizin hayatı, sanat anlayışı ve hikâyelerindeki muhteva ile teknik özelliklerinin dile getirileceği toplantıyı Mehmet Nuri Yardım yönetecek. Dinleyiciler toplantının sonunda, “Ömer Seyfeddin’in Bütün Eserleri” isimli sergiyi gezebilecekler.
ÖMER SEYFEDDİN’İN HAYATI
Ömer Seyfeddin 1984 yılında Balıkesir Gönen’de doğdu. İlk mektepten sonra Askerî Baytar Rüştiyesi’ne kaydedildi. Bu okulu 1896'da tamamlayarak Edirne Askerî İdadîsi'ne devam etti. 1900'de İdadî'yi bitirerek İstanbul'a döndü. Burada Mekteb-i Harbiye-i Şahâne'ye başladı. 1903 yılında Makedonya'da çıkan karışıklık üzerine ‘Sınıf-ı müstacele’ denilen bir hakla imtihansız mezun oldu.
Ömer seyfeddin, mezuniyetten sonra piyade asteğmeni rütbesiyle, merkezi Selanik’te bulunan Üçüncü Ordu'nun İzmir Redif Tümeni'ne bağlı Kuşadası Redif Taburu'na tayin edildi. 1906'da İzmir Jandarma Okulu’na öğretmen olarak atandı. Bu vesileyle İzmir’deki fikrî ve edebî faaliyetleri takip etti. Batı kültürünü tanıyan Baha Tevfik’ten Fransızca bilgisi, Necip Türkçü’den ise sade Türkçe ve millî bir dille yapılan millî edebiyat konusunda önemli fikirler aldı.
Ömer Seyfeddin Ocak 1909’da Selanik Üçüncü Ordu’da görevlendiridi. Selanik’te çıkan Hüsün ve Şiir dergisinin ismi Akil Koyuncu’nun istek ve ısrarı üzerine Genç Kalemler’e çevrildikten sonra 11 Nisan 1911’de Ömer Seyfeddin’in “Yeni Lisan” isimli ilk başyazısı imzasız olarak yayımlandı.
Balkan Savaşı’nın çıkması üzerine grup dağıldı. Ömer Seyfeddin yeniden orduya çağrıldı. Yanya Kuşatması’nda esir düştü. Nafliyon’da bir yıllık esaret hayatı yaşadı. Bazı hikâyelerini bu sırada yazdı. 1913’te esareti bitinci İstanbul’a döndü. 23 Ocak 1913’te Enver Paşa’nın organize ettiği Babıali Baskını’na katıldı. Daha sonra askerlikten ayrıldı, yazarlık ve öğretmenlikle hayatını kazanmaya başladı. Türk Sözü dergisinin başyazarlığına getirildi ve burada Türkçü düşüncenin sözcülüğünü yapan yazılar yazdı. 1914 yılında Kabataş Sultanisi’nde öğretmenlik görevine başladı ve bu görevini ölümüne kadar sürdürdü. 1915’te İttihat ve Terakki Fırkası ileri gelenlerinden Doktor Besim Ethem Bey’in kızı Calibe Hanım’la evlenen Ömer Seyfeddin’in bu evlilikten Güner isimli bir kız çocuğu dünyaya geldi.
1917’den vefat tarihi olan 6 Mart 1920’ye kadar geçen zaman büyük acılar ve hastalıklar yaşamasına rağmen verimli bir yazı dönemi geçirdi, bu dönemde tam 125 hikâye kaleme aldı. Hikâye ve makaleleri Yeni Mecmua, Şair, Donanma, Büyük Mecmua, Yeni Dünya, Diken, Türk Kadını gibi dergilerle Vakit, Zaman ve İfham gazetelerinde yayımlandı.
Hastalığı 25 Şubat 1920 tarihinde artınca, 4 Mart’ta hastahaneye kaldırıldı. 6 Mart 1920’de hayata veda etti. Önce Kadıköy Kuşdili Mahmut Baba Mezarlığı'na defnedilen Ömer Seyfeddin’in mezarı, daha sonra buradan yol geçeceği gerekçesiyle 23 Ağustos 1939'da Zincirlikuyu Asri Mezarlığı’na nakledildi. Türkiye’nin en çok okunan yazarlarının başında geliyor.
Sanatalemi.net, 24.02.2010 10:07:00
|
| Eklenme Tarihi: 26.02.2010 |
|
| |
HAKKINDA YAZILANLAR |
|
|
| |
| |
SİZİN YORUMLARINIZ |
|
|
|