ANASAYFA
  Haberler/Etkinlikler
  Kitaplarım
  Gazetelerde Çıkan Yazılarım
  Dergi Yazılarım
  Yaptığım Röportajlar
  Konuşmalarım
  sanatalemi.net yazılarım
  Katıldığım programlar
  Hakkımızda
 
 
  Telefon Rehberim
  Önemli Siteler
 

[Tüm Duyurular] 

ZİYA NUR AKSUN HAKKA YÜRÜDÜ   Bilge Tarihçi Ziya Nur Aksun bu sabah vefat etti. Allah rahmet eylesin. Ayrıntılı bilgiler, haberler bölümünde ve Sanatalemi.net sitesinde. / 06.09.2010
REFERANDUM YAZISI   12 Eylül'de yapılacak olan Anayasa Mahkemesi Oylaması'yla ilgili yazı, Haberler bölümünde... / 01.09.2010
EDEBİYATIMIZIN GÜLERYÜZÜ  Edebiyatımızın Güleryüzü kitabımızın 5. baskısı Selis Yayınları arasında yapıldı. / 04.02.2010
 
eyup :  Allah rahmet etsin, yakınlarına da sabr-ı cemil niyaz etsin.
 
ferudun çınar :  Değerli hocam, sizleri tevafuken tanıma fırsatı buldum ve "sefertası" kitabınızı okudum. Her okuyucunun mutlaka kendiyle özdeştirbileceği birden fa
 
NUR ODYAKMAZ :  AŞI YAPMAK LAZIM Her bebek, bir melek misali saf ve günahsız olarak dünya'ya gözlerini açar. Aile,yaşam şartları ve genler yaş ilerledikçe onun karek
 

[Tüm Resimler] 

[Tüm Siteler] 

  Yasin Aktay
  Sefertası Hareketi
  Mega Eğitim
  Çanakkale 1915
  İsmail Çetişli Prof. Dr.

Tavsiye Et

Adınız

Arkadaşınızın Adı

Arkadaşınızın Maili

  “İstanbul 2010 bir fırsat olabilir”
  Mehmet Nuri Yardım (edebiyatçı yazar):
“İstanbul 2010 bir fırsat olabilir”

İstanbul’un Kültür Başkenti seçilmesinin duyulmasından sonra yapılanlar, yazılanlar bu gelişmeyi önemsediğimizi gösteriyor. Bugüne kadar neler yapıldı, neler hazırlandı, elbette bunlardan tam olarak haberdar değiliz. Ancak benim gönlümden geçen ve bir yıl boyunca gerçekleşmesini arzu ettiğim faaliyetler vardır ki bunları da şöylece özetleyebilirim:
Öncelikle İstanbul farklı uygarlıkların
16.01.2010
  Kemal Çapraz'a Rahmet ve Yapılması Gerekenler
  Birkaç günden beri Kemal Çapraz kardeşimizin vefatı ile sarsılmış bulunuyoruz. Cenaze töreni muhteşemdi, dualarla, gözyaşları arasında Hakka uğurlandı. Bazıları onun için genç yaşta vefat etti diyorlar. Aslında Kemal 44 değil diyebilirim ki 88 yaşındaydı. Uzun bir ömürde yapılabilecek hizmetleri genç yaşına sığdırmıştı. Âdeta Türk dünyasının bütün meselelerini sırtlamış, Azerbaycan’dan Kırım’a, Kerkük’ten Doğu Türkistan’a kadar uzanan himmet eli onun gönüllerde taht kurma
27.09.2008
  Kaybolan Anahtar
  “Dokuz-on yaşlarımın tâtil günlerinde en büyük zevkim okumaktı. Ama her okuduğumu anlamam elbette mümkün değildi. Şu var ki, anlamaya uğraşmak dahi benim için ayrı bir zevk hatta eğlence olurdu. Meselâ Kısas-ı Enbiyâ’yı çok seviyordum. Abdurrahman Şeref Târihi de gene, dinlemeye doyamadığım masalların, Kafdağı’nı aşmışların hayâlî hikâyeleri değildi. Buna rağmen okuduklarım, artık ulaşamayacağımızı hissettiğimiz geçmiş zamanların istîlâ ve fütûhat hâtıraları olarak gene de çok
14.09.2008
  Türkçe sevgisi
  İki hafta önce bu sütunda yayımlanan “Historia’ya Hayır!” başlıklı yazım Türkçe’ye duyarlı olan, dilimize sahip çıkmaya kararlı kesimler tarafından takdirle ve büyük bir ilgiyle karşılandı. Yazıda önemli tespitlerde bulunulduğunu belirten kişi ve kuruluşlar, Türkçe’ye elbirliğiyle sahip çıkmamız gerektiğini ifade ettiler. Öyle ki, yazının çoğaltılarak, fotokopilerle bir çok dernek ve vakıfta okutulduğunu öğrendim, sevindim. Demek ki dil kalemiz henüz düşmemişti şük
31.08.2008
  Osmanlı Türkçesi
  Babıâli’nin kıymetli mensuplarından gazeteci yazar ağabeyimiz Ömer Öztürkmen yıllar önce kaleme aldığı bir yazısında, Zülfü Livâneli’nin köşesinde “Bu yaştan sonra Osmanlıcayı daha iyi öğrenmek istiyorum.” dediğini yazmıştı. Öztürkmen “Osmanlıcayı öğrenmek” başlıklı o yazısında “Bu sözler, Cumhuriyet devri Türk aydınının yaşadığı bir dramı anlatıyor. Bir yüzyılın üç çeyreğini kendi kültür dünyamızdan kopuk, kendi ruh yapımızdan ayrı dünyalarda geçirdik&#
23.08.2008
  Historia'ya hayır
  Kısa bir süre önce İstanbul’da Vatan Caddesi üzerinde dev bir alışveriş merkezi kuruldu. Eski İskenderpaşa Sabit Pazarı alanına kurulan bu modern bina elbette muazzam. Açılışı da görkemli bir şekilde yapıldı nitekim. Buna kimsenin itiraz edecek hâli yok. İnsanı kahreden ise, alışveriş merkezine Historia adının verilmesi. Binanın üstüne kocaman puntolarla Historia kazılmış. Niçin, neden bu yabancı isim hayranlığı?

Bazı nâdânlar bunu hafife alabilir. “Ne var ki bunda canım. Al
16.08.2008
  “Tarihi çevir…”
  Bir mehter marşımız, “Tarihi çevir nal sesi kısrak sesi bunlar / Delmiş Roma’nın kalbini mızrak gibi Hunlar” diye başlar. Tarihin kalın ve heybetli sayfalarını çeviriyor muyuz, dönüp geçmişe bakıyor muyuz? Tarih kitaplarını okuyor, kendimize hisse çıkarıyor muyuz? Şükürler olsun ki, bu sorulara müspet cevap verebiliyoruz artık. Düne kadar, tarihten ‘geçmişe sövüp saymayı’ anlayanların yüzleri şimdi kızarıyor herhalde. Çünkü bugün gerçek tarih araştırılıyor, vesikal
16.08.2008
  Sepetçioğlu'nun Sırları
  Ahmet Yüter’in 27 Mayıs 2000 tarihinde merhum yazarımız Mustafa Necati Sepetçioğlu ile yaptığı ve bugüne kadar yayımlanmamış önemli bir mülâkatı var. Bu cevaplarda, ülke gerçeklerine, aydınlara, inanç ve fikir dünyamıza dâir mühim tespitleri, tahlilleri ve çözüm teklifleri dikkat çekiyor. Sepetçioğlu, bir soru üzerine “sır”larını da açıklıyor. Bu uzun konuşmadan seçtiğim bazı cümleleri, Çağımızın Dede Korkutu’na rahmet olsun diye sunuyorum:
“Yalan bozuk bir maya
02.08.2008
  Mizahın izahı
  Mizah, daha çok baskılı çevrelerde, ortamlarda ve ülkelerde yaygınlık kazanır. Mizah yaparken sözün ustalıkla söylenmesi, üsturuplu şekilde ifade edilmesi, hatta sanatkârane bir tarzda beyan edilmesi esastır. Belden aşağı espriler bu yüzden mizahın alanına girmez. Mizahın hür zamanlardan ziyade baskı ortamlarında zenginleştiği ve yaygınlaştığı görülmüştür.

Bizde mizahın aslında çok zengin bir tarihi ve etkili bir gücü olagelmiştir. Nasreddin Hoca’nın fıkralarında sadece güldürü un
29.07.2008
  Hâfızasız toplum!
  Bir insanın belleğini yitirmesi kötü. En yakınlarını tanıyamaz, isimlerini çıkaramaz ve hiçbir şeyi hatırlayamaz. Bir milletin hâfızasını kaybetmesi ise çok daha korkunç bir hâldir. Çünkü köksüz bir toplum olur çıkar. Geçen hafta Türk fikir ve basın dünyamızın seçkin iki ismini, iki alperenini andık. Mehmet Emin Alpkan ve İrfan Atagün’ü. Dostları, yakınları, sevenleri ve aileleri efsanevî hayatlarını ve hizmetlerini anlattı. Hâtıralarını yâdettik. Bazen acı bir gülümseme yayıldı çehrelere,
29.07.2008
Sayfalar : [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16] [17] [18] [19] [20] [21] [22] [23] [24] [25]

 

 

 

 
  Bugün: 16
  Dün : 280
  Toplam : 582.251
 

Tasarım : Ajans56.com